menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Önce Hürmüz Boğazı sonra Babülmendep… Peki sonra İstanbul Boğazı’nı tartışmaya açmayacaklar mı? İran savaşının ötesi düşünülmeli... İsrail’in tasfiyesini başlatmalıyız. Yoksa 21. yüzyılımız karartılacak.

465 0
31.03.2026

ABD ve İsrail, bu haliyle, İran’a karşı savaş kazanabilir mi? Hayır, kazanamaz. Psikolojik üstünlük İran’da. Bölgedeki ülkelerin yönetimleri ne yaparsa yapsın, coğrafyada ve dünyada açıkça saldırgan durumunda olan iki ülkeye karşı kitleler ahlâkî açıdan İran’a destek veriyor.

ABD ve İsrail, İran’a karşı bir kara savaşı kazanabilir mi? Bu ülkeyi ya da bir bölümünü işgale girişebilir mi? Hayır, bunu başarmaları imkânsız. Irak işgaline onlarca ülke katıldı. Neredeyse bir yıl yığınak yapıldı. Bölge ülkelerinin tam desteği vardı. İşgali ancak öyle başlayabildiler.


HİÇBİR ÜLKE İSRAİL İÇİN SAVAŞA GİRMEMELİ

Şu an böyle bir yığınak yapmaları imkânsız. Bu kadar ülkeden destek almaları imkânsız. Ellerinden geleni yaptılar, bölge ülkelerini cepheye süremediler. Hiçbir ülke İsrail için savaşa girmek istemiyor. Hiçbir ülke, böyle bir savaşta İsrail ile aynı cephede görünmek istemiyor. Üstelik İran çok daha güçlü bir ülke. Savaşın bugüne kadarki seyri de bunu gösterdi zaten.

Bir soykırımcı şizofren, İran’ı ve bütün bölgeyi yakıp yıkıyor. Bütün Körfez ülkelerini savaşa sürüklemeye çalışıyor. Bütün Ortadoğu’yu Şii-Sünni, Arap-Fars savaşına itmeye, coğrafyamızı sonsuz savaşlara mahkûm etmeye çalışıyor.


10 MİLYONLUK BİR ÜLKECİK, HEPİMİZLE OYUN OYNUYOR! YERYÜZÜNÜN EKSENİYİZ, BU OYUNA GELEMEYİZ!

10 milyonluk bir ülke, coğrafyamızda ne kadar kimlik varsa hepsini mahvedecek, binlerce yıllık şehirlerimizi harabeye çevirecek bir savaş kurgusu uygulayabiliyor.

Yüz milyonlarca insanı bir cehennem geleceğine mahkûm edebiliyor. Bu görüntü kadar bu coğrafyayı aşağılayan bir şey olamaz.

Ve bizler; ülkelerimiz, coğrafyamız, hâlâ “Sen mi kötüsün ben mi kötüyüm” tartışması ile oyalanıyoruz. Kendi içimizde kan davaları ile boğuşuyoruz.

Çözüm için “İsrail saldırıları durmalı, İran kınanmalı” ekseninde duruyoruz. Tehlikenin gerçeğini göz ardı edip, sonuçları yumuşatmaya, durumu kurtarmaya çalışıyoruz.

Yüz milyonlarca insanın yaşadığı, büyük imparatorluklara ev sahipliği yapan, nükleer silaha sahip, dünyanın en zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarını barındıran, Fas’tan Endonezya’ya kadar “yeryüzünün ekseni”, “dünyanın merkezi” durumunda olan, enerji ve ticaret koridorlarını yöneten, deniz ve kara geçişlerini kontrol eden bu büyük coğrafya, Netanyahu gibi bir katilin, İsrail gibi avuç içi kadar devletin oyuncağı olamaz.


BÖLGENİN DEV ÜLKELERİ SAVAŞI ÖNLEMENİN ÖTESİNİ DÜŞÜNMELİ.

Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan gibi dev ülkeler, ABD himayesinde olsa bile, İsrail’e karşı bu kadar sabırlı olamaz, olmamalı.

Doğu Afrika’dan Güney Asya’ya, yeryüzünün bütün jeopolitik silahını elinde tutan bu güçlü ülkeler, bu aşamadan sonra, savaşı önlemenin ötesinde yeni şeyler düşünmek ve inşa etmek zorunda.

Ortak ekonomik havzalar, ortak savunma kalkanları, ortak ordular, kaynakların adil paylaşımı gibi yapısal, dev adımlar atmak zorunda. Avrupa ülkelerinin bile İsrail’le aynı cephede görünmekten çekindiği bir küresel konjonktür, bizlere olağanüstü fırsatlar sunuyor ve bu kullanılmalı.


BUGÜN HÜRMÜZ’Ü ALAN YARIN SÜVEYŞ’İ ALACAK…

İran’a yönelik saldırı böyle kararlı adımların atılmasına imkân sağlamalı. Mescid-i Aksa’nın kapatılması ülkelerimizi böyle kararlara zorlamalı. Olağanüstü şartlar oluşturan bu savaş sürecinin, daha büyük olağanüstülüklere yol açabileceği bilinmeli ve acil harekete geçilmeli.

Pakistan’dan Mısır’a kadar, ortak hava savunma sistemi kurulmalı. Basra Körfezi ve Kızıldeniz’de İsrail ve bölge dışı güçlerin etki alanı........

© Yeni Şafak