Modern dönemde ilim
Yaşadığımız çağa verilen birçok paye yanında “bilgi çağı” denmesinin ayrı bir ehemmiyeti var. Bilgiyi elde etme yollarının çeşitlenmesi, yaygınlaşması ve kolaylaşması bu vakıaya karakterini veren temel unsurlar. Bilgisayar başına oturduğumuzda ya da telefonun/tabletin ekranını açtığımızda –artık yapay zekânın da desteğıiyle– gerçekten de “dünyanın bilgisine” bir tık’la ulaşabiliyoruz.
Peki, acaba bilgiyi kolay elde etme avantajına sahip olmak, elde ettiğimiz bilginin bizde hasıl edeceği durumun “doğru, faydalı ve gerekli” olduğu konusunda bir garanti verir mi? Bu soru önemlidir; zira her türlü bilginin herkese açık olması, ilimden beklenen müsbet neticelerin otomatik olarak elde edileceği sonucuna götürmez. Bilhassa din/İslam hakkında teknolojik vasıtalar üzerinden bireysel inisiyatifle elde ettiğimiz bir bilginin doğru/sahih olduğuna dair elimizde objektif bir kriterin bulunması gerektiği noktasında sanıyorum kimsenin itirazı olmaz.
Keşke tek mahzur bu olsaydı! Elde ettiğimiz bilginin manipüle edilmiş olup olmadığı, tarafımızdan doğru biçimde hazmedilip edilmediği, ilgili diğer alanlarla irtibatının doğru kurulmup kurulmadığı… gibi meseleler de bu bağlamda hayatî önemdedir.
Bütün bunların üstüne, modern çağın bilinçaltımıza “hazır kalıplar” olarak sunduğu kavramların tahripkâr etkisini de ilave ettiğimizde, kolayca elde ettiğimiz bilginin bizde oluşturduğu neticenin İslam nokta-i nazarından arzulanan/matlup bir şey olup olmadığının sorgulanması bir “zaruret” olarak çıkar karşımıza.
Modern dönemde kadın-erkek eşitliği, kölelik/cariyelik, çok eşlilik, miras taksimatı… ve daha pek çok konuyu birer........
