Vefatının sekseninci yıldönümü vesilesiyle İsmail Fenni Ertuğrul ve eserleri
Vefatının sekseninci yıldönümü vesilesiyle İsmail Fenni Ertuğrul ve eserleri
Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin değerli müdürlerinden merhum Muzaffer Gökman, emekli olduktan sonra bir süre de Hürriyet gazetesinin arşivinde çalıştı. Bu sırada aynı grubun yayınlarından biri olan “Yıllarboyu Tarih” dergisinde hatıralarını yayınlamaya başladı. Bu derginin Temmuz 1983 tarihli sayısında yer alan yazısı “Bir Kitap Dostunu Böyle Tanıdım” başlığını taşıyordu.
Bu kitap dostu, günümüzde neredeyse tamamen unutulan büyük âlim ve mûsıkîşinas İsmail Fenni Ertuğrul’du. 91 yaşında vefat eden bu büyük bilgin de emsali olan bazı zevat gibi, kıymetli kitaplarını Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ne bağışlamıştı. İşte Muzaffer Bey, dergideki yazısında bu bağışın ilgi çekici hikâyesini ve yapılacak anma toplantısını anlatıyordu.
Bağış kitapların arasında mûsikî notaları ve defterleri de vardı. Birinci defterin iç kapağında da şöyle yazıyordu:
“Bu notaları ve güfteleri yüzyıla varan ömrüm boyunca topladım. Kadir kıymet bilen kişilerin eline geçmesini Yüce Allah’tan dilerim.”
Gerisini Muzaffer Gökman şöyle anlatıyor:
“O yıllarda İstanbul Radyosu Klâsik Türk Müziği Bölümü’nü Eyyûbî Ali Rıza Şengel Bey yönetiyordu. Tanışmıyorduk ama başvurmakta yarar vardı. Arkadaşımız Haydar Diriöz’ü Radyoevine göndererek üstadı kütüphaneye davet ettik. Bizi kırmadı, geldi. Defterleri görünce şaşkına döndü ve Fenni Efendi ile sağlığında tanışmadığına çok üzüldü. Hemen bize katıldı. Bütün sanatkâr arkadaşlarıyla bir gece yapabileceklerine dair söz verdi. Ancak bu defterlerden bir kısmını meşk etmek için Eyüp’teki evine istiyordu. Haklı bir istekti ama kütüphaneci olarak bu istek bize uymuyordu. Tahta bir ev, bütün sokak tahta bir mahalle. Şöyle bir çözüm bulduk. Sabahları bir kütüphaneci arkadaş, eve götürecek, kendisi de sokağın köşesindeki kahvede oturacak. Tespit edilen bir saatte de geri alarak kütüphaneye getirecek. Kütüphaneci arkadaşlara şöyle bir tenbihte bulunduğumu hatırlıyorum:
— Ev tahta, bütün sokak tahta ev. Bir gürültü duydun mu, hemen eve dal ve ciltleri kurtar!..
Değerli iki kütüphaneci arkadaşım Necati Ayseli ve Sadık Gürelli işlerinin tam ehli kişilerdi. Bu görevi üstlendiler ve gereğini yaptılar.
Koleksiyonun hizmete verildiği ölüm yıldönümünde seçkin bir davetli topluluğu ve seçkin konuşmacılar, merhum Ali Rıza Şengel ve değerli arkadaşları toplantıya ayrı bir renk verdiler. Ertesi yıllarda da kütüphane dostlarımızdan büyük sanatkâr Lâika Karabay ve yardımcısı Etem Üngör›ün katılımıyla bu anma toplantılarını tekrarladık.”
Peyami Safa da, 1960’da, Tercüman’daki yazısında bu toplantıdan söz ediyor. İsmail Fenni hakkında Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde hem bir toplantı yapılacak hem de merhumla ilgili bir sergi açılacakmış, diyor. Konuşmacılardan birinin de Hilmi Ziya Ülken olduğunu belirttikten sonra, kendisinin de davet edildiğini, fakat bir soğuk algınlığından dolayı gidemediğini dile getiriyor.
Peyami Safa’ya göre, maddeci felsefeyi........
