menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eğitimde yeni eşik: Köklerden geleceğe

28 0
18.09.2026

Eğitimde yeni eşik: Köklerden geleceğe

Türkiye PISA araştırmasına ilk kez 2003 yılında katıldığında, OECD ortalamasının çok altındaydı. Ve PISA sonuçları üzerinden Türk eğitim sistemi eleştirileri uzun süre siyasetin ve kamouyunun gündemi oldu.

PISA 2025 sonuçları ise geçtiğimiz hafta açıklandı. Bu sonuçların arkasında, 15 yaşındaki bir çocuğun önüne konulan soruya verdiği cevapta; anaokulundan öğretmenine, sınıfındaki öğrenci sayısından kitabın erişilebilirliğine, okulunun teknolojik imkânlarından yıllar boyunca uygulanan eğitim politikalarına kadar uzanan uzun bir hikâye var.

DÜNYA GERİLERKEN TÜRKİYE SIÇRAMA YAPTI

Türkiye’nin PISA 2025 sonuçları, Fransa, Almanya başta olmak üzere pek çok OECD ülkesinde gerilemenin olduğu bir tablo içinde daha anlamlı.

Türkiye, 2022’ye kıyasla matematik, okuma ve fen bilimleri alanlarının üçünde birden performansını artıran az sayıdaki ülkeden biri oldu. Bunun, 2015’den itibaren başlayan olumlu eğilimin devamı olduğu özellikle belirtiliyor. Türkiye fen bilimleri ve okumada OECD ortalamasının üzerine çıkarken, matematikte OECD ortalamasına yakın bir performans gösterdi. 

OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann da yaptığı açıklamada, Türkiye’nin matematik ve fen bilimlerindeki puanlarının şimdiye kadarki en iyiler arasında olduğuna dikkat çekti. Ayrıca Türkiye’deki soruları yanıtlayan öğrencilerin üçte birinin dezavantajlı gruplardan gelmesi ve buna rağmen yüksek puanlarda alınmasının önemine ise ayrıca vurgu yaptı.

BU SONUÇ NEREDEN VE NASIL ÇIKTI?

Cevap için, yaklaşık çeyrek asırlık eğitim politikasının toplamına bakmak gerekiyor.

Eğitim en önemli fırsat eşitliği aracı. Ülkesi için, milletinin yarınları için hayalleri olan tüm sistemlerin en büyük yatırımı eğitime yapması ve dolayısıyla politikanın da önceliği olması son derece doğal.

Çeyrek asırdır, AK Parti hükümetlerinde eğitimin genel bütçe içindeki payının ilk sırada olması bence en önemli kalemlerden biri. 2002’de bu pay %7,60 iken, her yıl artarak, 2026 yılında ,33‘e çıktı.

Her politik iddianın, her projenin bir bütçesi vardır çünkü. Bütçesini koymadığınız politika sadece hayal olarak kalır.

BİR DİĞER SORU: ÇOCUK OKULDA MI?

2002’de 5 yaş grubunda okul öncesi net okullaşma oranı yüzde 11,60’tı. 2025’te ise bu oran yüzde 82,53’e çıktı. Ortaöğretimde ise 2002’de yüzde 50,57 olan okullaşma oranı bugün yüzde 90’lar seviyesine ulaştı.

Bu rakam yalnızca eğitim istatistiği değildir. Eğitimin erişilebilir olduğunun........

© Yeni Şafak