Trump kime ne mesaj verdi?
Geçen haftalarda “Her şeyin şafağındayız” diye yazmıştım. Venezuela derken İran gündeme geldi. İran meselesini daha başka bir yazıya bırakarak Venezuela ekseninde “Trump kime ne mesaj verdi?” sorusuna odaklanmak istiyorum.
Trump diplomasi dilini, incelikleri görünür zeminde bir tarafa bıraktı. İlgilendiği tek şey Amerikan menfaatlerini korumak. Çok yakın tarihte 2011’de Arap Baharı’nı başlatan olaylar zincirinin içinde Tunus’tan Bin Ali’nin eşi ile birlikte gönderilmesini de yine ABD gerçekleştirmiş, ancak bunu örtük biçimde yapmıştı. Obama döneminde gerçekleşen bu operasyonlarda iktidar ve sistem değişikliğine gidilmiş, Bin Ali ve ailesi Suudi Arabistan’da misafir edilerek adeta silinmişlerdi. Geçmişte darbeler kadife eldivenlerle yapılırken artık o eldivenler çıkmış durumda.
Trump dünyaya “Benimle birlikte ve istediğim şekilde hareket etmezseniz başınıza her şey gelebilir.” diyor. Konuyu salt Çin’e petrol satışına -ki Venezuela petrolünün `’ı Çin’e satılıyor- ve petrol rezervine bağlamak mümkün değil. Bunlar sebep katmanlarından birkaçı sadece.
Maduro’ya darbe Venezuela ile ilgili Trump’ın iddialarını tek başına çözmeye yeterli değil elbette. Çünkü orada bu ekosistemi yöneten birçok isim halen mevcut ve sistem de devamla duruyor. Ancak yine de konuya özellikle soğuk savaşın bitmesiyle 1990’da başlayan ve bugüne uzanan yasadışı kapitalizm -kara para- ile mücadele ekseninde de bakabiliriz. Yasal kapitalizmin denetlenmeyen, hiçbir yükümlülük altına girmeyen yasa dışı kapitalizm ile mücadelesi ve Trump’ın değil kapitalist sistemin aklı olarak da görebiliriz. Turbo-Kapitalizm: Küresel Ekonomide Kazananlar ve Kaybedenler ismiyle bir kitap yazan Edward Luttwalk, yasadışı kapitalizmin oluşturduğu alacakaranlık bölgelerinin Amerikan müesses nizamı açısından oluşturduğu riski alacakaranlık bölgeleri metaforuyla anlatıyor. Trump alacakaranlık bölgelere tahammül etmiyor.
***
Petrol şirketleri açısından konu bir hayli çetrefilli. Petrol rezervi büyük ama ham petrolün çıkış maliyeti bir hayli yüksek. Bölgede çalışan Amerikalı üç büyük enerji şirketi Chevron, Exxon ve ConocoPhillips, Maduro’nun kaçırılmasından önce kendileriyle bir görüş alışverişinde bulunulmadığını söylüyorlar. Chevron, Venezuela’da ağır ham petrol üreten sahalarda hâlen faaliyet gösteren tek Amerikalı şirket ve Venezuela’dan Amerika’ya körfez kıyısına yaklaşık 150 bin varil ham petrol ihraç ediyor. Exxon ve ConocoPhillips’in projeleri yaklaşık 20 yıl önce Hugo Chavez döneminde kamulaştırılmıştı.
Amerikan petrol şirketleri uzun süre altyapı eksikliği, siyasi gelecek ve ABD politikaları konusundaki belirsizliklerin yatırımı zorlaştıracağı gerekçesiyle bölgeye yanaşmadılar. Ayrıca Chavez dönemindeki kamulaştırmalar nedeniyle hukuk yoluyla tazminat arayışları hâlen sürüyor. Exxon 2007’de ülkeden çıktıktan sonra tahkim süreçlerinde yer aldı. İşin petrol şirketleri cephesi böyle. Uzmanlar Venezuela’da petrolün yüksek maliyeti nedeniyle........
