Butlanda kaybolan gündem
Türkiye son haftalarda tuhaf bir siyasal tabloya tanıklık ediyor. Bir yanda ekonomik sıkıntılar, giderek ağırlaşan hayat pahalılığı, işsizlik, şiddet olayları ve özellikle genç kuşakları tehdit eden uyuşturucu sorunu; diğer yanda ise neredeyse bütün siyasi ve medya gündemini işgal eden CHP'nin mutlak butlan tartışması.
Öyle bir noktaya gelindi ki, ekranlar açıldığında, gazeteler karıştırıldığında ya da sosyal medya gündemi incelendiğinde Türkiye'nin tek meselesi CHP'nin iç kriziymiş gibi bir manzara ortaya çıkıyor. Üstelik bu yalnızca CHP'ye yakın medya organlarında yaşanan bir durum değil. Belki onlardan daha fazla şekilde, iktidara yakın medya kuruluşlarının önemli bir bölümü de günlerdir aynı başlığa kilitlenmiş durumda.İşin ilginç yanı, bu tabloya en sert eleştirilerden biri Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan geldi. Erdoğan, yaşanan süreci "sen ben kavgası" olarak nitelendirdi. Elbette iktidarın ana rakibinin yaşadığı kriz karşısında bu değerlendirmeyi yapması siyasetin doğasında var. Ancak asıl dikkat çekici olan, iktidarın bu eleştirisinin ötesinde, muhalefetin ve medyanın da adeta bu tanımlamayı doğrulayacak şekilde davranması.
Bugün Türkiye'de milyonlarca insan markete giderken cebindeki paranın her geçen gün biraz daha eridiğini görüyor. Kiralar birçok aile için maaşın büyük bölümünü yutuyor. Gençler üniversite mezunu olsalar bile gelecek kaygısı yaşıyor. Emekliler yıllardır yaşam standartlarını koruyabilmek için mücadele ediyor. Asgari ücretli için ay sonunu getirmek giderek zorlaşıyor.
Fakat bütün bu sorunlar televizyon ekranlarında birkaç dakikalık haber başlıklarına sıkışıyor.
Bir gün bir cinayet haberi geçiyor, ertesi gün işsizlik verileri konuşuluyor, sonra bir ekonomik değerlendirme yapılıyor ve konu kapanıyor. Buna karşılık CHP'nin kurultayı, mahkeme kararları, genel başkanlık tartışmaları, parti içi dengeler ve olası senaryolar saatlerce ekranlarda tartışılabiliyor.
Bu durumun siyasi sonuçlarına bakıldığında ise ortaya çıkan tablo son derece nettir: CHP'deki kriz uzadıkça ve kamuoyu gündemini işgal ettikçe bundan en fazla yararlanan taraf iktidar olmaktadır.Çünkü normal şartlarda muhalefetin gündeme taşıması gereken konular bellidir. Enflasyon, hayat pahalılığı, işsizlik, eğitimde yaşanan sorunlar, güvenlik endişeleri, artan uyuşturucu kullanımı ve toplumsal şiddet. Muhalefetin görevi iktidarı bu alanlarda hesap vermeye zorlamaktır.
Oysa bugün tablo tersine dönmüş durumda. İktidar ekonomi veya sosyal sorunlar konusunda savunma yapmak yerine, ana muhalefetin kendi iç tartışmalarını izleyen ve yorumlayan bir pozisyona geçmiş bulunuyor. Siyasetin ağırlık........
