menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Atatürk sosyalist miydi?

18 1
06.01.2026

Yıldırım Koç yazdı…

Sayın Dilek Çubukçu, 2 Ocak 2026 günü yayımlanan “Şevket Süreyya Aydemir ve Kadro: Genel Bir Değerlendirme” yazımın altına şöyle bir yorum yapmış (yazım hatalarını düzelttim):

Atatürk sosyalizmin saçmalık olduğunu çok iyi biliyordu ve bunu Afet Hanım’a dikte ettiği Medeni Bilgiler cilt 1 1931 basımı kitapta anlattı. Sendikaların ve Bolşevikliğin zararlarını özellikle vurguladı. O Yahudi Karl Marks’ın izinden gitmedi. Kurduğu cumhuriyetimizde halkçılık esas teşkilat kanununa göre zaten sınıf farkı yoktur. Hâlâ neyin sosyalizminden bahsediyorsunuz sizler?”

Sayın Dilek Çubukçu, daha sonra da Medeni Bilgiler kitabından konuya ilişkin bölümleri yorum olarak aktarmış.

Bir konuda bir değerlendirme yaparken, kulaktan dolma bilgiyle hareket etmek doğru değil.

Bu konularla biraz daha ciddi biçimde ilgilenen bir kişi, eğer Atatürk’ün sosyalizm ve komünizm karşısında olduğunu anlatmak isterse, Atatürk’ün 1929 yılında yaptığı iddia edilen bir konuşmasını hatırlatabilirdi. Fethi Tevetoğlu, 1964 yılındaki yazısında Atatürk’ün şu sözleri söylediğini ileri sürdü: “Şurası unutulmamalıdır ki, Türk aleminin en büyük düşmanı komünistliktir. Her göründüğü yerde ezilmeli.”

Ancak bu iddianın Dr.Fethi Tevetoğlu’nun uydurması olduğu belgelerle kanıtlandı. Bu konudaki belgeler için SSCB’nin Türkiye’yi İşgal Girişimleri, Eski TKP ve Anti-Kemalist Faaliyetler kitabıma (Pankuş Yay., Ankara, 2025;259-264) başvurulabilir. Bu uydurmadan yararlanmaya çalışmadığına göre, anlaşıldığı kadarıyla Sayın Dilek Çubukçu’nun bu konudan haberi yok.

Nereden başlayayım? “Atatürk sosyalizmin saçmalık olduğunu çok iyi biliyordu” deniyor.

Önce Mustafa Kemal Paşa’nın gençliğinden, kendi elyazısıyla bir tespiti var: 12 Ocak 1904 tarihinde defterine şunu yazıyor: “Evvela Sosyalist olmalı. Maddeyi anlamalı!”

Gelelim Kurtuluş Savaşı yıllarına. Mustafa Kemal Paşa bu dönemde Bolşevikliğe engel olurken, Türkiye’ye özgü bir komünizmden yana olduğunu söylüyordu. Bu dönemde sosyalizm yerine komünizm sözcüğünü tercih etmesi, herhalde, bu yıllarda Avrupa’nın kendisini sosyalist olarak nitelendiren örgüt ve hükümetlerin Anadolu’daki mücadeleye duyarsız kalmaları veya karşı çıkmaları; buna karşılık Sovyet Rusya’nın eşitlik ve karşılıklı çıkar ilişkisine dayalı bir ilişki içinde olmasıydı.

4 Ekim 1920 tarihinde Ankara’ya gelen Sovyet maslahatgüzarı Upmal Angarski, 24 Ocak 1921 günü Mustafa Kemal Paşa’yla uzun bir görüşme yaptı. Sertçe geçen görüşmeye ilişkin Sovyet Rusya temsilcileri tarafından tutulan tutanaklara göre, Mustafa Kemal Paşa’nın bu konulardaki görüşleri aşağıda sunulmaktadır:

“Burada kimseyi komünist olduğundan dolayı tutuklamıyorlar. Bütün tutuklamalar diğer suçlardan dolayı gerçekleştirilmiştir. (…) Biz, mücadeleyi başlatırken, halkı açık, net ve herkes için anlaşılır olan tek bir fikir etrafında topladık. Bu, milli bağımsızlık fikriydi. Şu anda Anadolu hükümetinin başka bir amacı yoktur. (…) Şahsi olarak ben ve yoldaşlarımdan birçoğu komünizmin taraftarıyız, ama hal ve şartlar, bizim bu konuda susmamızı gerektiriyor. Eğer ben, yarın komünist olduğumu açıklasam benim tesirimden eser kalmaz. (…) Rus komünistlerine karşı bir hareket yok. Sadece açık olarak Türkiye’nin dahili işlerine açıkça karışan Rus komünistlerine ve onların bazı partileri ile teşkilatlarına karşı bir hareket var. Anlamak gerekir ki komünizm bile Türkiye’de bizim işimizdir. Hiçbir ülke, önümüze komünist olmamız için şartlar süremez. Bu bizim hakkımız. (…) Komünizm meselesi Türk halkı tarafından çözülmeli. Lenin ve Çiçerin resmi olarak, Radek ise özel görüşmelerimizde, komünizmin Türkiye’de her şeyden önce bu ülkenin evlatlarının işi olduğu görüşümüzü tamamen doğruluyorlar. Başka kuvvetlerin dahili işlere her müdahalesi ve her inkılap aşılama girişimi, mutlaka mukavemetle karşılaşacaktır ve galeyana neden olacaktır. (…) Yeni kurulan komünist teşkilatların hepsinin engellenmesiyle ilgili bir talimat olduğunu duymadım. Talimat, sadece gizli çalışan teşkilatlara yöneliktir. Resmi olarak tanınan fırkalar arasında bulunan teşkilatlar, var olma hakkına sahiptir. (…) Şimdiki karışıklığı komünizme karşı tepki olarak değerlendirmek yanlıştır. Zira TKF’ye karşı bir saldırı yoktur. Bu, THİF’in başında duran insanları ve onların dayatmaya çalıştıkları ithal komünizmini hedef alan bir cereyandır. Türkiye’de, diğer ülkelere katiyen benzemeyen, ülkemizin şartlarına ve özelliklerine uyan özel bir komünizme ihtiyaç vardır.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri ATABE,C.10, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2003;317-328)

Mustafa Kemal Paşa görüşmeyi sona erdirirken de şunları söyledi: “Daha okul sırasında hapishaneye düşmüş ve yıllarca sürgünlerde dolaşmış bir inkılapçı olarak eminim ki Rusya ve Türkiye arasındaki ittifak insanlığı kurtaracaktır ve komünizm fikri er geç muzaffer olacaktır.” (ATABE,C.10,2003;328)

Prof. Reşat Kaynar’ın........

© Veryansın TV