menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gündem üzerine birkaç söz!

31 0
07.08.2026

Daha önceleri de defalarca alıntıladım yazılarımda, zamanın İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon’un, Lozan antlaşması ile ilgili olarak İsmet İnönü’ye söylediği ve İsmet İnönü tarafından aktarılan şu sözleri, Lozan’ın ve Cumhuriyetin kurucu ilkelerinin yeniden tartışıldığı bu günlerde affınıza sığınarak bir kez daha paylaşacağım. Bu kezki paylaşma nedenim, şu an gündemde olan ve uzun ve kapsamlı bir “değişim/dönüşüm” sürecinin ilk adımı olduğunu düşündüğüm açılım sürecine ilişkin olarak Meclis’e sunulan Çerçeve Yasa ve bu yasayla bağlantılı olarak ileride yargı, idare ve yasama tarafından alınacak kararlar ve yapılacak hukuki düzenlemelerin Cumhuriyetin kurucu ilkeleri ve Lozan Anlaşması kapsamında ne tür değişiklikleri gündeme getireceği konusundaki kamuoyuna da yansıyan yaygın tartışmalar, kaygılar.

İsmet İnönü’nün, aktarımı şu şekilde; “Lord Curzon’un bana verdiği bir dersi söyleyeyim: Memnun değiliz Lozan Muahedesi’nin müzakeresinden. Hiçbir dediğimizi yaptıramadık. Reddettiklerinizin hepsini cebimize atıyoruz. Harap bir memleket alıyorsunuz, bunu kalkındırmak için mutlaka paraya ihtiyacınız var. Bu parayı almak için gelip diz çökeceksiniz. Cebime attıklarımın hepsini çıkaracağım size” diyordu [Lord Curzon] “Hepsini vereceğim size… Bu, benim kafamda daimî bir yer etmişti. Dışarıdan yalnız para verenin, yalnız para muamelesi yapması son derece güç bir şey. O, parayla beraber bir ek menfaat istiyor. Muhitine göre, meselesine göre kabili tahammül olur veya olmaz, istiyor.”

Bağımsızlık ve özgürlüğü karakteri olarak tanımlayan, ekonomik bağımsızlık olmadan siyaseten bağımsız olunamayacağını tekrar tekrar söyleyen Ulu Önder Atatürk’ün vefatı sonrası yaşanacaklara dair bir kehanet ya da, sömürgecilik üzerine kurulmuş olan denizaşırı bir İmparatorluğun yöneticisinin, bu sömürgecilik tecrübelerden süzülüp gelmiş öngörüsü olarak da niteleyebileceğimiz bu sözlerin gerçek anlamını anlamak için bakılması gereken yer pek tabii ki, Lozan Anlaşmasıyla neleri kazandığımız ya da hangi boyunduruklardan kurtulduğumuz. Farklı bir şekilde, Versay Anlaşmasıyla, siyasi, ekonomik ve askeri olarak Almanya’ya diz çöktüren Lord Curzon’un İngilteresi ve Anlaşmanın diğer muhatabı ülkelerin, Versay Anlaşmasının tam tersi nitelikteki bu anlaşmadan niçin memnun olmadıkları. (Bu noktada, Lozan’ın gerçekte ne olduğunu ne anlama geldiğini anlamak isteyenler için, Seha Meray’ın “Lozan Barış Konferansı – Tutanaklar, Belgeler” isimli kitabını öreyeyim.)

Uzun uzun yazmak mümkün ama ben, Lozan’da görüşmelerin uzamasının hatta kesintiye uğramasının da nedeni olan en önemli iki tanesini aktarıp devam edeyim.

Birincisi ekonomik ve hukuki kapitülasyonların kaldırılması yani hukuki ve ekonomik olarak sömürgeci/emperyalist boyunduruklardan kurtulunması, hukuken egemenliğin, sömürgeci/emperyalist ayrıcalıkları kaldıracak şekilde yeniden kurulması yani kısaca ekonomik ve siyasi olarak tam bağımsızlığın inşasını sağlayacak hukuki altyapının oluşturulması ki,  Lozan Anlaşmasına Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi denilmesinin nedeni de bu.  Hani şu “Tam Bağımsızlık”........

© Veryansın TV