Genç kızın tek arzusu, borçlu olduğu o yiğidi kurtarmaktı...
Kaç gündür plan üzerine plan kuruyordu Maria. Pembe, mor bulutlar içinde kalmış şato, sanki olabileceklerden gizlenmek istiyor gibiydi.
Şimdi o, şatonun en ücra köşelerine, en mahrem yerlerine rahatlıkla girip çıkıyordu. Maria ile karşılaşmak hesapta yoktu. Allahü teâlânın bir lütfu oldu. Maria ayrılırken, Doğan Bey’in esir edildiği odanın sorumluluğunu, bakımını ona vereceğini fısıldamıştı. Daha ne istiyordu ki Allah’tan?
Sevinç karışımı bir tedirginlik yaşıyordu elinde olmadan. Yirmi beş yaşından beri vatan bellediği mağarasında yaşar, kaya tepelerinde, ağaç dallarında pusu kurar, av avlardı. Gözünün kestirmediği kalabalıklara görünmez, gücünün yetmediği, boyundan büyük işlere kalkışmazdı. Şimdiyse tanışmakla müşerref olduğu bir yiğit için bütün prensiplerinden, alışkanlıklarından vazgeçiyordu. “Ne güzel gayem, ne güzel bir derdim var” diyerek yürüdü...
Fazla kelâm ve alay cahillik alâmeti,
Susmasını bilmeli, isteyen selâmeti.
Kaç gündür plan üzerine plan kuruyordu Maria. Pembe, mor bulutlar içinde kalmış şato, sanki........
