Avrupa’da bir hata yeter, Türkiye’de bin iddia yetmez
Avrupa’da güven gidince koltuk gider, Türkiye’de ise belki birkaç günlüğüne gündem değişir.
O kadar…
Dün CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik taşınmaz mallarla ilgili 452 Milyon TL’yi bulan servet iddiaları bana bunları düşündürdü.
Bir hâkim veya savcının elde ettiği gelirle bu servet mümkün mü?
Ben bir hukukçu çocuğuyum. Babamın hâkim ve savcı olduğu dönemlerde bir ev almamız dahi mümkün olmadı. Hep kirada oturduk.
Peki Özel’in belgeleriyle sunduğu bu skandal yine mi unutulacak, yine mi üstü örtülecek?
Bu ve buna benzer skandallarla ilgili Avrupa’da benzer örnekler geldi aklıma.
Yıllarca yaşadığım Avrupa’daki uygulamalara bakacak olursak;
-Avrupa’da hesap verilir, Türkiye’de hesap sorulmaz.
-Avrupa’da koltuk geçici, Türkiye’de skandal bile kalıcı değil.
-Avrupa’da istifa erdemdir, Türkiye’de istisna bile değildir.
Bu kadar mı?
Evet… Fark bu kadar! Siyahla beyaz gibi…
Toplum baskısı ve siyasi kültür farkı
Örneklerini tabii ki vereceğim. Ama önce bu farkın nedenlerini açıklamaya, bu zihniyet uçurumunu anlatmaya çalışayım.
Avrupa’da bir kredi kartı harcaması bile kariyer bitirebilirken, Türkiye’de milyonluk iddialar çoğu zaman siyasi sonuç doğurmuyor. Baktığımızda, bu farkın sadece hukukla değil, siyasi kültürle ilgili olduğunu görürüz.
Siyaset ve bürokrasi, kamu güveni üzerine kurulu iki temel sütundur. Bu güven zedelendiğinde sistemin refleksi, o ülkenin demokrasi kalitesini de ortaya koyar.
Avrupa’da son yıllarda yaşanan yolsuzluk, etik ihlal ve usulsüzlük skandalları incelendiğinde, dikkat çeken en önemli unsurun yalnızca olayların kendisi olmadığını, halkın verdiği olağanüstü tepkiyi de görmek mümkün. Aynı türden skandallar Türkiye’de de yaşanıyor ama sonuçların farklı olduğunu görüyoruz. Bu fark, hukuki sistemden ziyade siyasi kültür ve hesap verebilirlik anlayışıyla açıklanabilir.
Avrupa’da “etik sorumluluk” çıtası neden düşük toleranslı?
Avrupa’daki örneklerde yalnızca açık yolsuzluk ya da rüşvet değil, etik sınır ihlalleri bile istifa için yeterli olabiliyor. Bir bakanın akademik intihal yapması, bir başbakanın kriz yönetiminde güven kaybı yaşaması ya da bir bürokratın kamu imkânlarını kişisel amaçla kullanması, rüşvet yemesi ve haksın kazanç ve mal edinmesi doğrudan görevden ayrılmayla, hatta yargılanmayla sonuçlanabiliyor.
Burada belirleyici olan, hukuki suçun........
