menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP, yıllar sonra “sandık güvenliği”ni gündeme aldı, özel yazılım hazırladı

101 0
03.03.2026

Muhalefetin, özellikle ana muhalefet partisi CHP’nin üzerinde son üç seçimde en çok tartışılan konu başlıklarındandı seçim sandıklarının güvenliği meselesi.

Hatta 2023’teki genel seçimlerin kaybedilmesinin etken gerekçelerinin önünde bu konu vardı.

Önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olup kaybettiği seçimde, CHP Genel Merkezi’nce takip edilen sandık sayım sonuçlarının doğruluğu epeyce tartışıldı ana muhalefet partisinde.

Hatırlayın, 2019’daki yerel seçimlerdeki görüntüleri… İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanmasını sağlayan oyların içinde bulunduğu çuvalların üzerinde uyudu insanlar. Gerekçesi, oyların kaybolmasını ya da çalınmasını önlemekti.

Ülkede ister erken ister olağan olsun ilk genel seçimler çok önemli. Öyle ki iktidar için de pabuç pahalı. Kolay bir seçim olmayacak. Sandığa yansıyacak her oyun bir katma değeri olacak kuşkusuz.

* * *

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, geçen hafta T24’ün Ankara Bürosu’nun konuğuydu. Genç meslektaşların sorularına samimi yanıtlar verdi. Bazı olayları aktarırken “kullanılmaması” şartıyla bilgiler verdi.

Özel’e her ne kadar gündemle ilgili sorular yöneltilip yanıtları alınsa da “gündemle ilgili olmayan ancak arada kaynamaması” gereken konular da oldu.

İşte bu kayda geçmesi gereken konulardandı “seçimlerde sandık güvenliği” meselesi.

Özel’e sohbette “Kamuoyu yoklamalarından CHP, AKP’nin yüzde 5 önünde çıkıyor. Siz CHP Genel Başkanı olarak bu yüzde 5’in CHP’nin seçimi kazanması için yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusunu yöneltildi.

CHP Genel Başkanı, soruyu yanıtlarken önce bizzat kardeşinin yaşadığı bir olayı yazılmamak kaydıyla anlatarak sandık güvenliğinin önemini yineledi.

Özel, CHP’nin önümüzdeki seçimde sandık güvenliğinin sağlanması çerçevesinde uygulamaya alacağı özel yazılımı anlattı.

Özel, “Bu bizim çok özel çalıştığımız bir alan. Seçime 60 gün kala sorulan bir soruydu bu. İlk MYK toplantısında görev dağılımı yaptığımızda arkadaşlara ‘seçime altmış gün kala bu soru hâlâ soruluyorsa sen buna ne cevap verirsen ver, olmuyor’ dedim” şeklinde yanıtına başladı.

“194 bin sandığın 180 bin görevlisini atadık”

CHP lideri, şöyle yanıtladı soruyu:

“ *Mesela geçen seferki eleştirilerin haklı boyutları da var ama aslında yüzde 90 haksız. Mesela geçen seçimde CHP, 7 ilde seçime girmedi. Seçime girmeyince oralara sandık görevlisi veremiyorsunuz. O yüzden sorunlar vardı.

* Biz, sandık görevlilerini şimdiden atadık. 100 kişilik call center (çağrı merkezi. T.Ş.) var. Parti Meclisi salonunda çalışıyorlar. ‘Sandığım’ diye bir uygulama üstünden de kaydoldular, sisteme sandık görevlileri. 194 bin sandığın 180 bin görevlisini atadık. Şu ana kadar da 146 bin kişi arandı bu görevlilerden ve görevi kabul ettiler. Bunu 190 bine yükseltmeyi hedefliyoruz. Arama kısmı için de 9 Mart’ta tekrar başlanacak.

* Sandık görevlilerine üç aylık görevler tanımlıyoruz.  ‘Sandığım’ uygulaması muhtemel kendisiyle birlikte oy kullanacak işte Manisa'daki 320 kişiyi gösteriyor bizim sandık görevlisine. Yedeğini de belirliyoruz, o da var. İlk olarak yeşille işaretlenmiş olarak CHP üyelerini görebiliyorlar.  Önce onları çağırıyorlar ve diyorlar ki, ‘biz bu sandığın görevlisiyim birlikte çalışalım.’

Hatta onlara bazen ‘mahalle seçimine nasıl çalışıyorsanız öyle çalışın’ diyorum. ‘Bunun oyunu alırız, bunun alamayız’ diyerek ayırmalarını istiyoruz. Ziyaretlerinde tuttukları notları var. İşte AKP’li ile görüşmüşse not alıyor.

Örneğin; imza sürecinde destek vermiş mi vermemiş mi not alınıyor. Vermediyse sebebinden çok şey çıkıyor. Devlet memuru olduğu için vermemiş mesela. ‘Ben AK Parti üyesiyim’ deyip kapıdan kovana bir daha gidip kavga etmeyeceğiz de onunla. Bunlar not alınıyor. Seçime kadar altı kez ziyaret planlıyoruz. Seçmeni arayacak ve ‘hoş geldiniz’ diyecek. Hatta MHP’liye ‘Bu sizin üyenizdir’ diyecek. Orada iş bitti zaten. Sandığın hakimiyetini ele geçirdin. Böyle bir hazırlığın içindeyiz. Burada 145 binde falanız, bunu 180 bine çıkarmak lazım.”

“Seçim tatbikatı yapacağız”

Özel, sandık güvenliği uygulamasının işleyip işlemediğinin anlaşılması amacıyla eylülde “sandık güvenliği tatbikatı” yapılacağını açıkladı.

CHP lideri şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu sene eylül ayında şöyle bir şey yapacağız. Eğer eylüle kadar erken seçim olmazsa, 2026 yılı seçim tatbikatını eylül ayında yapacağız. Bizim sandık görevlileri; belirleyeceğimiz gün, sabah altıda kalkacak, yedide okula gelecek. Karekodu okutacak. En nihayetinde de ıslak imzalı kağıdı bize atacak. O gün tatbikatta kırılım yaratanı belirleyeceğiz ve değiştireceğiz.

Bütün bu ekip tatbikata katılacak. Eş zamanlı 81 ilde, 963 ilçede sandık görevlileri sandığa gidecek. Bunun tatbikat boyutu dışında iletişim boyutu da olacak. ‘CHP’nin sandık görevlileri kalktı, gitti. Okulda tatbikat yaptı’ denilecek.”

“Cumhurbaşkanı, Hakan Fidan’a ‘TikTokçu Hakan’ diyormuş”

Özel’in açıklamalarında ilginç bir değerlendirme daha vardı. Bu konuda T24’teki haberde yer aldı. Ancak yine arada kaybolmaması amacıyla Büyüteç’e aldım.

CHP Genel Başkanı’na, “AKP içinde Bilal Erdoğan, Hakan Fidan ve Berat Albayrak arasında geçtiği ifade edilen ‘liderlik’ yarışı” soruldu.

Özel’in soruyu yanıtlarken satır arasında ilginç bir bilgiyi de verdi.

CHP lideri, kendisinin Fidan için kullandığı “TikTokçu Hakan” tanımını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da söylediğini aktardı.

Biraz da esprili şekilde soruyu yanıtlayan Özel, “Erdoğan’ın yakınındakilerin söylediklerine göre Hakan Fidan’a iki genel başkan ‘TikTokçu Hakan’ diyor. Biri ben, biri de başka bir genel başkan” dedi.  

Özel, diğer genel başkanın Erdoğan olduğunu belirtirken şöyle dedi:

“Diyormuş ki ekibine, “Bugün ne yapmış TikTokçu Hakan, bir bakın bakalım.”

Tayyip Bey kendisi dışındaki partideki tüm hazırlıklardan acayip rahatsız oluyor. O yüzden de Hakan Bey’e benim taktığım lakapla sesleniyor olmasına şaşırmadım.

AK Parti’de sosyal medyaya baktığınızda bile kimin neye niyetlendiğini, hangi imaj çalışmalarının yapıldığını görüyoruz. Ama bu kadarıyla meşgulüm ben. Ben kendi işime bakıyorum. Onun dışında bunlara bel bağlayıp da iktidar olunmaz. Bizim kendi adayımızla, kendi yürüyüşümüzle meşgul olmamız lazım.

Ama orada da süt liman bir durumun olmadığı, parti içinin çalkantılı olduğunu herkes biliyor. Bence AK Parti’deki temel rahatsızlık kişilerin de ötesinde siyasi. AK Parti'nin Gençlik Kolları’ndan gelen, AK Parti'de siyasette olan Adalet Bakanı tasfiye olup bürokrasiden gelen birisi yerine geçti ve aralarında ciddi bir çatışma vardı son ana kadar.

O yüzden de AK Parti’de, AK Parti siyasetinin kişiye endeksli kaldığı, kendi kadrolarını, kendi evlatlarını korumak yerine kolaylıkla onları feda edebildiği ve sadece Tayyip Bey’in dışında hiçbir AK Partili siyasetçinin kollanmadığı, gerektiğinde hemen feda edilebildiği meselesi bence en çarpıcı tartışma. “Biz bu siyaseti kimin için yapıyoruz, ne için yapıyoruz? Bu kadar yıl bu kadar emek Akın Gürlek için mi verildi?” gibi…”

Özel, normalleşme adımından rahatsız değil

Yerel seçimlerden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik atılan “normalleşme” adımından pişman olup olmadığı konusu da Özel’e soruldu.

Doğrusunu isterseniz doğrudan “evet” ya da “hayır” yanıtını vermese de, anlatımından Özel’in bu adımdan pişman olmadığı anlaşıldı.

CHP liderinin yanıtı şöyle oldu:

“O sürece iki kişi isim verdi. Tayyip Bey ‘yumuşama’ dedi. Ben, ‘normalleşme, normali budur’ dedim. Siyasette bir devir kapandığında o isim neyle anılıyorsa bunun bir anlamı vardır. O süreç yumuşama olsaydı, o benim sürecim değildi. Biz yumuşamadık bu süreçte. Normalini yaptık. Neyin normalini yaptık? Seçimden birinci çıkmış parti, döner ve bayram geldiğinde telefonu açmak ona düşer. Tayyip Bey birinci partiyken bir kere bizi aramadı. Ben birinci partiyken onu aradım. Bunu Tayyip Bey görsün diye değil, seçmenleri görsün diye yaptım.

Ben Tayyip Bey’e bir hürmet göstermenin peşinde değilim. Seçmenine hürmetim var. CHP gücü eline aldığında rövanşist mi oluyor, yoksa normal bir siyasete mi dönüyor, kendine yapılanları mı yapıyor? Hukukun hesap sorması başka bir şey. Normalleşme süreci, benim Tayyip Erdoğan’ı aramamla ya da benim ona, onun bana gitmesiyle başlamadı ki.

Normalleşme süreci, ilk yaptığımız basın açıklamasıylaydı. Dedim ki, ‘Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl sonra birinci partidir. Buradan birinci beklentim; bu gece başta silah, havai fişek gibi şeylere kimse dokunmasın. Sevindik, mutlu olduk ama makul bir saatte yatalım. Bu seçimin CHP kazananı, hiçbir kaybedeni yok.’

Zaman zaman bize yapıldı; kaybeden belediye başkanının kafasında sabaha kadar davul çalınır köylerde, beldelerde, ilçelerde. ‘Bunu yapmayın. Asla kaybedenleri kızdırmayın. Bu seçimin kazananı Türkiye’dir, kaybedeni yoktur” dedim.

Böyle bir bakış açısıyla ve özellikle de bundan sonra bir süreçte milletin verdiği yetkili onlara kimseyi ayırmadan hizmet edeceğimizi söyledik. Bu süreçten geriye o süreçle ilgili beni eleştiren arkadaşların aklında başka şeyler kalmış olabilir. Benim derdim, o gece, seçimde bize oy vermeyen seçmenin aklında ne kaldı? Çünkü gelecek sefer oy verirken, ‘seçimi kazandığı akşam Özgür Özel ne yapmıştı?’ diye aklında bir şey kaldıysa o önemlidir.

Veya ‘birinci parti olarak bayram telefonu açtıysa; yarın, birinci parti olduğunda da bizi dışlayan, iten, kakan değil, aksine bizi de kucaklayan bir tavırda olacak’ diyecek mi, meselenin özü bu.

O sürece olanca gücüne rağmen Tayyip Bey ‘yumuşama’ adını takmayı başaramadı, adı ‘normalleşme’ kaldı. Çünkü normali bu. Biz iktidarımızda da normal bir iktidar olarak normal ilişkiler sürdüreceğiz siyasi muhataplarımızla.”

* * *

Özel’in T24’e verdiği değerlendirmeler epeyce geniş ve detaylıydı. CHP Genel Başkanı, son dönemde belki de en detaylı ve dikkat çeken açıklamalarını T24’e yaptı.

O günlerde takip edemeyenler için Özel’in T24’e gerçekleştirdiği ziyaretteki açıklamalarının linkini meraklısı için bıraktım.


© T24