Yeni bir demokratik cumhuriyete doğru
Cumhuriyet’in Demokratik Dönüşümü Konferansı 13-14 Haziran tarihlerinde İstanbul’da, Cem Karaca Kültür Merkezi’nde yapıldı. Toplantıyı yaklaşık 700 kişilik bir salona sığmayan, sokağa taşan bir kalabalığın izlemesi, Türkiye’de demokrasi arayışının bir göstergesi.
Çok farklı kimliklere ve inançlara mensup konuşmacıların demokrasi ortak teması çevresinde bir araya gelerek düşüncelerini özgürce açıklamaları, konuşulması tabu olan konuların da masaya yatırılması inşa edilmek istenen yeni demokratik Türkiye bakımından umut verici bir olaydı.
Konferans’ın başlığından da anlaşılacağı gibi, hareket noktası, Cumhuriyet’in birinci yüzyılındaki demokrasi eksikliğini tamamlamak için yapılması gerekenler.
Konferans’ın çağrı metninde de bu hususun altı çiziliyor: “Bu tarihsel sorumluluğun bilinciyle bir araya gelen bizler, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında demokratikleşme sorunlarını bütün boyutlarıyla tartışmak, demokrasi ve barışın toplumsal ve siyasal zeminini güçlendirecek çözüm yollarını üretmek çağrısında bulunuyoruz.”
Konferans’ın bir özelliği de Türkiye’deki demokrasi krizinin derinleştiği bir döneme rast gelmesi. Bunu bir rastlantı olarak görmemek gerek. Demokrasinin bütün kurumlarıyla çöktüğü nokta, aynı zamanda demokrasi talebinin en yüksek olduğu noktadır.
Gramsci, “Hapishane Defterleri”nde bunu şöyle ifade eder: “Kriz, tam da eskinin ölmekte, yeninin ise doğamamakta olmasından ibarettir. Bu ara dönemde çok çeşitli marazi belirtiler ortaya çıkar.” Bu sözler bugünün Türkiyesi için de geçerli. Eski düzen öldü. Ancak eski düzeni öldüren AKP iktidarı yeni bir düzen kuramadı. Onun için muhalefetin sindirildiği, özgürlüklerin bastırıldığı, yargının bağımsız olmadığı bir tek adam rejimi kurmak gibi “marazi belirtiler” ortaya çıktı. Eskinin öldüğü yeninin kurulamadığı bir dönemde yapılan Konferans’ın amacı, demokratik bir “yeni” kurulmasının yolunu açmak.
Siyasal iktidarın, muhalefetin etkisizleştirildiği otoriter bir tek adam rejimi kurma çabalarına karşı bir toplumsal itiraz sesi yükseltmek, bir demokrasi mücadelesi vermek gerekli. Bu çabaların butlan kararıyla girdiği yeni aşamada, böyle bir sesin yükseltilmesi büsbütün önem kazandı. Bu Konferans’ın ve katılanların sorumluluğuna giriyor.
Konferans’ın sonuç bildirisinde de bu konu vurgulanıyor: “Böyle bir dönemde barış ve özgürlükleri kurumsal güvenceye kavuşturacak düzenlemelerin gecikmeksizin gündeme gelmesi, … Yalnız........
