menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Uzun süreli bir ilişkide öpüşme ne zaman sona erer?

187 4
yesterday

Diğer

07 Şubat 2026

Yaptığım bu işin hem iyi hem de kötü tarafı şu ki önüme çıkan her şeyi okumak istiyorum: Bakarsın bir yazı konusu için beynimde bir yerleri uyarır diye!

Bugün de öyle günlerden biri, sohbete oradan başlayacağız.

RTÜK diye bir kurum var, biliyorsunuz.

Bu arkadaşlar TBMM tarafından bu göreve seçiliyorlar ama aslına bakarsanız buna seçim demek de normal seçimlere hakaret olur.

Tayin ediliyorlar demek daha doğru. Kurumun günümüzdeki üyelerinden birini gerçekten severim, çok eski bir arkadaşım. Bunu özel olarak belirtmek istedim ki RTÜK ile ilgili yargılarımın kişisel değil, kurumsal temellere dayandığı anlaşılsın.

Kurulun “ruhu” biraz tuhaf, bunu belirtmek zorundayım.

Biliyorsunuz Türk dizileri gerçek bir “yumuşak güç” aracı.

Dünyanın her yerinde tiryakileri var, onlar üzerine şakalar yapan komedyenler bile türedi.

RTÜK sayesinde dünyanın dört bir köşesindeki televizyon izleyicileri Türklerin “eşeysiz ürediklerine” inanıyor.

Eşeysiz üremede bildiğimiz anlamda bir “sevişme” yaşanmıyor. Bir organizma kendi genlerinden yeni bir canlı yaratıyor.

Bu Türklere özgü bir durum! Kürtleri, Ermenileri, Rumları, Arapları, Boşnakları, Arnavutları, Pomakları, Lazları, Gürcüleri, Çerkezleri dışlıyor değilim: Akdeniz’e doğru bir kısrak başı gibi uzanan bu topraklarda yaşıyorlarsa onlar da eşeysiz ürüyorlar. Tabii RTÜK’e göre!

“Yahudileri” niye saymadın, ırkçı mısın diye sormayı aklından geçirenler için söyleyeyim ki Yahudi olmak bir ırk aidiyetine işaret etmez.

Bir Ermeni, Müslüman ya da Katolik, Hristiyan olunca nasıl Ermeniliğinden bir şey kaybetmiyorsa, bir Yahudi Türk de olabilir, ne bileyim Rus da!

Bu daha derin bir mevzu, bir fırsat yaratıp bunun üzerine sizlerle sohbet etmek isterim.

Dediğim gibi RTÜK’e göre Türkler sevişmeden üreyebilen bir canlı türü.

Eşeyli üremek, bizim yerli ve milli ahlak anlayışımıza uymadığı için dizilerdeki sevgililer öpüşmüyorlar, sevişmiyorlar.

Birbirlerine bağırabiliyorlar, tokat atabiliyorlar, çaylarına zehir koyabiliyorlar ama asla öpüşmüyorlar, sevişmiyorlar.

Genetik malzemelerini bir araya getirerek yeni bir canlı yaratmak için elbette kapalı bir ortamda bile olsa birtakım ritmik hareketler yapmıyorlar. Bu RTÜK’e uymuyor çünkü.

“Dr. Psych Mom” adıyla maruf Dr. Samantha Rodman Whiten’ın bir makalesini okurken aklıma RTÜK’ün ve Türk dizilerinin gelmesinin nedeni yazının başlığı oldu: “Uzun süreli ilişkilerde öpüşme ne zaman sona erer?”

Bu yazının başlığını da oradan yürüttüm; kabul edin ki yazıyı buraya kadar okumanızı sağlayan da bu oldu!
Dr. Rodman Whiten “Uzun süreli ilişkilerde öpüşme eksikliği, özellikle tatmin edici olmayan cinsel yaşamları olan çiftlerde, tahmin edebileceğinizden daha yaygındır” diye anlatmaya başlamış ama sonra anlıyoruz ki bunun cinsel yaşamın tatmin edici olup olmamasıyla da çok uzun boylu bir ilgisi yok.

Cinsel olarak aralarında çok önemli sorunlar olmayan çiftler arasında da derin bir öpüşme eyleminin yaşanmayabileceğini, yıllar içinde çift terapisine gelen danışanlarının hikâyelerini dinlerken bizzat tespit etmiş.

Beş parmağın beşi nasıl bir değilse çiftler arasındaki cinsel istek düzeyi de aynı olmayabiliyormuş.

Libidosu daha düşük olan eş için öpüşme eylemi, giderek bir tiksinti duygusu........

© T24