Moralinizi bozmak istemem ama İstanbul “o yer” değil
Haberlere bakılırsa memleketimizi yönetenler tatlı bir telaş içindeler.
İsrail ve ABD’nin, İran’ı devirme hevesiyle birlikte Türkiye için yeni bir fırsat penceresi açıldığını düşünüyorlar.
Bunun için bir dizi önlem alınacağı da açıklandı. Vergi avantajlarından tutun da İstanbul Finans Merkezi’ne taşınacak şirketlere 20 yıl boyunca vergi muafiyeti sağlamaya kadar bir dizi önlem.
Yöneticilerimizin şu ya da bu nedenle Türkiye’nin menfaatini de düşünmeye başlamaları iyi bir şey tabii.
Ancak doğrusunu isterlerse kendilerine önerim o kadar ümitli olmamalarıdır.
İstanbul Finans Merkezi denilince hep yazıyorum: İstanbul, küresel finans merkezleri endeksinde AKP iktidarının ilk yıllarında iyi bir durumdaydı, ne zaman ki Reis “hukuk falan da neymiş” diye aklından geçirmeye başladı, o iş yattı.
Yabancı sermayenin derdi bir ülkenin demokrasi olması falan değildir.
Öyle olsaydı Çin, Arap Emirlikleri falan bu kadar yabancı yatırımcı ve şirketi çekemezdi.
Demokrasi aramıyor olmaları anlaşılabilir bir şey. Ne kadar az demokrasi olursa, yabancı sermaye için yapılacak olanlara itiraz edenlerin sesi o kadar az duyulur.
Zaten bizim demokrasi derdimizden el oğluna ne?
Ancak unutulan şey şu ki yabancı sermaye hukuki güvence arar.
Öngörülebilir bir hukuk düzeni ister, ki hangi adımı atabileceğini hangisini atamayacağını bilsin. Sadece kendisi değil, rakipleri için de öngörebilir olması gerekir.
Türkiye maalesef hukuki öngörülebilirlik konusunda sınıfın en tembel çocuğundan daha kötü.
Paralarını pullarını toplayıp, İstanbul’a taşınacaklar, bir sabah kalktıklarında savcı kararıyla mallarına mülklerine el konulmayacağını bilmek isterler.
Yoksa yerli ve milli iktidarımız, yerliye başka yabancıya başka hukuk uygulamayı mı tasarlıyor?
Bu da mümkün tabii!
Öte yandan İstanbul eskisi gibi bir çekim merkezi değil.
Bir kere neşesini yok ettiniz. Hadi diyelim ki yabancılar........
