Can Atalay’ın statüsü
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunun “Demokratikleşme İle İlgili Öneriler” başlıklı bölümünün 7.1. maddesi şöyle başlıyor:
“Anayasa’mıza göre Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.” (Sayfa 42.)
Komisyonun raporunun açıklanması sırasında TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un da statüsüne uygun olarak orada hazır bulunduğunu hatırlatayım.
Kurtulmuş, “herkesi bağlayan” Anayasa Mahkemesi kararına rağmen Yargıtay ilgili dairesinin kararının TBMM’de okunmasını engellememiş, başını kuma gömünce görülmediğini zanneden tipler gibi o sırada yurt dışında bulunmayı tercih etmişti.
Kararın okunması ayıbını Bekir Bozdağ’ın hanesine yazdırarak bu sorumluluktan kurtulacağını zannetmişti.
Oysa Kurtulmuş, TBMM Başkanı olarak Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararını göstererek bu kararı Yargıtay’a iade edebilir, Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin önüne geçebilirdi.
Anayasa Mahkemesi’nin, Yargıtay’ın kararının “yok hükmünde” olduğunu tespit eden kararı ile Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi işlemi de aslında yok hükmünde.
Nitekim TBMM Komisyonu’nun raporunda da bu hukuki durum net bir şekilde çizilmiş: AYM kararları herkesi bağlar!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçenlerde eski bir tartışmayı yine gündeme getirdi. “Dağdaki çobanın oyuyla, benim oyum bir mi” tartışması.
Türkiye bu tartışmayı bitireli çok oldu.
Ama Cumhurbaşkanı, iflas edince sandık diplerini karıştıran tüccarlar gibi konuşacak konu ararken bunu buldu.
Bana sorarsanız zamanlaması da gayet iyi oldu:
Şimdi “Cumhurbaşkanı’nın yol göstericiliğinde” TBMM Başkanı ve ilgili zevat şu sorunun yanıtını düşünebilirler:
Mesela Bekir Bozdağ’a verilen oylar oy da Can Atalay’a verilen oylar oy değil mi?
Bahçeli’nin “Ahmet’ler” deyip geçtiği Belediye Başkanları’na verilen oylar ile AKP’li belediye başkanlarına verilen oylar eşit mi, eşit değil mi?
Rapor yayınlandıktan sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır” diye sormuştu.
Bahçeli’nin bu “açığın kapatılması” ile ilgili olarak bir görüş belirtmediğini de hatırlatayım.
Hatta gazetecilerin bu konudaki sorularını da duymazdan geldi.
Bahçeli, “bu tartışmanın samimiyetle yapılarak, akla ve vicdana uygun bir sonuca kısa sürede ulaşılmasını” da istiyor.
Hazır eli değmişken, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının oylarıyla seçilen Can Atalay’ın statüsü meselesini de düşünmeli.
Madem “samimiyet” arıyor, “akla ve vicdana uygun sonuç” bekliyor, biz de ondan “samimi” bir yanıt bekliyoruz.
Abdullah Öcalan’ın “PKK’nın kurucu önderi” olarak hak ettiği statüyü, milletin oyuyla seçilen Can Atalay hak etmiyor mu?
* * *
Erdoğan’ın diploması meselesi
Erdoğan, YÖK’e bir telefon emri verse diplomasının orijinalinin bulunup, çıkarılması iki bilemedin üç günde mümkün olur. Dosta düşmana “işte bu diplomam” diye göstermenin ve bu anlamsız tartışmayı sonsuza kadar bitirmenin nesi zor geliyor, anlayamıyorumCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına Cumhurbaşkanı adayı olarak çıkmasın diye Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesinin, eninde sonunda “Recep Tayyip Erdoğan’ın diploması nerede” sorusuna dönüşeceğini tahmin etmek için insanın çok akıllı olması gerekmiyordu.
Nitekim öyle de oldu.
Bununla da kalmadı, mitinglerde atılan “Diplomasız Erdoğan” sloganına eşlik ettiği gerekçesiyle CHP Genel Başkanı Özgür Özel aleyhine tazminat davası da açıldı.
Bu partide atılacak bir adımın arkasından neyin gelebileceğini kestiremeyenlerin politika oluşturmaya çalıştıklarını düşünüyorum.
Ya da aralarına kripto FETÖ’cüler sızdı, bunları sürekli yanlış hareketlere sürüklüyor.
Ankara’daki bir mahkemede görülen duruşmada Özel’in avukatları Erdoğan’ın diplomasının dosyaya konulmasını talep edip, hâkim de bu isteği kabul edince, Erdoğan’ın avukatları bu kez reddi hâkim talep etmişler.
Özel’in anlattıkları böyle.
Bu işin ne kadar gereksiz uzadığını konuşmaya bilmiyorum gerek var mı?
Yüksek Seçim Kurulu’na verilen bir diploma sureti olduğunu biliyoruz.
Erdoğan, şu anda Cumhurbaşkanı.
YÖK’e bir telefon emri verse diplomasının orijinalinin bulunup, çıkarılması iki bilemedin üç günde mümkün olur.
Dosta düşmana “işte bu diplomam” diye göstermenin ve bu anlamsız tartışmayı sonsuza kadar bitirmenin nesi zor geliyor, anlayamıyorum.
