Çürüyen sosyal zemin ve yönetim aklının iflası
Bu yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 106. yılını kutladık… Ancak Kahramanmaraş’ta öldürülen çocuklarımızın ve öğretmenimizin acısını yüreklerimizde taşıyarak… Ağlayan sadece anne babalar ya da öğretmenler değildi… Ağlayan Türkiye’ydi…
Ve önceki gün yoğun bakımda yaşam mücadelesine yenik düşen Almira’yı da kaybettik…
Şimdi daha soğukkanlı düşünme ve olayları derinlemesine sorgulama zamanı… Okul Saldırıları münferit bir olay mı yoksa bir çöküşün belirtisi mi? Açıkça söylemek gerekiyor ki, bu olaylar;
Bir kuşağın psikolojik olarak çözüldüğünü, Eğitim sisteminin koruyucu işlevini kaybettiğini, Toplumsal yapının içten içe çürüdüğünü gösteren açık işaretlerdir.Buna hâlâ “tekil olay” demek, gerçeği inkâr etmek demektir. Unutulmaması gereken gerçek şudur.
Sorun olaylar değil; o olayları üreten düzendir. Düzen insan odaklı değişmedikçe bu tür sarsıcı olaylar gündemimizden düşmeyecektir. Dolayısıyla karşımıza çıkan ve sorgulanması gereken ilk olgu yönetenlerin sorumluluğudur.
Yönetim: Gerçekliği görmeyen bir akıl…
Bir devletin en temel görevi, toplumsal yapının insan odaklı işlemesini sağlamaktır.
“Önümüzü görmek” deyimi akılcı bir gelecek........
