Cihan Güngören ve Mustafa Seven, "Thank You God for My Spoiler” belgeselini anlattı: Anadolu mozaiğini zoru başararak parçalamayı becerdik
Ölüm hakkında ne düşünüyorsunuz? Kendi ölümünüz hakkında. Ölünce nereye gömüleceğini bir noktada düşünüyor insan. E zaten kültürümüzde “kefen parası” diye bir şey de var, büyükler saklardı bu parayı ardlarında kalanlara yük olmamak için… Tabii, Amelie gibi ölümünü hayal edip ağlayan da vardır muhakkak ama ölümünü muazzam bir anıt mezarla taçlandırmak için harekete geçen, hayalin ve mezarın ötesine geçen, özel mermerler seçen, bunun için bir mimarla çalışan ve hatta özel sanat eserleri yaptıran tek bir kişi var aramızda: İstanbullu iş insanı Orlando Carlo Calumeno. Calumeno, bu kapsamda mimar Evren Öztürk'e İstanbul Feriköy Latin Katolik Mezarlığı'nda bir anıt mezar tasarlattı, tabutu için ise ressam Memduh Kuzay'a eserler sipariş verdi. İlk bakışta tuhaf görünen bu hikâye, ilerledikçe ölümle kurduğumuz mesafeye, Anadolu’nun kaybolan çok kültürlü hafızasına, Büyükada’nın eski günlerine ve “bu nasıl isim?” sorusunun açtığı derin yaraya uzanıyor.
Orlando Carlo Calumeno, baba tarafı İtalyan anne tarafı Ermeni bir Levanten. Muazzam bir Osmanlı panoramaları koleksiyonu, bir yayınevi ve galerisi var. Aynı zamanda finans analisti ve CFO.
Cihan Güngören ve Mustafa Seven ise tüm bu sürecin ve Calumeno ile ailesinin belgeselini yaptı. Şimdiden festivallerde ödüller toplayan belgesel, “Thank You God for My Spoiler” daha çok fazla ödül toplayacak gibi görünüyor. Amsterdam Film Festivali’nde En İyi Belgesel ödülünü dahi aldı.
Cihan Güngören ve Mustafa Seven ile (Mustafa Seven tabii ki yoldayken) online olarak buluştuk ve belgeseli, ölümü, Orlando’yu, Anadolu’yu konuştuk. Bu arada müjde; Cihan Güngören ve Mustafa Seven yeni bir belgesel için hazırlık yapıyorlar.
- Nasıl tanıştınız Orlando ile?
Mustafa Seven: Bizim Orlando ile arkadaşlığımız aslında ticari bir ilişki ile başladı. Orlando eskiden çalıştığı şirkette yöneticiyken, birlikte iş yapmamızla oldu. Şirketi için filmler çekiyorduk. Sonrasında arkadaş olduk. Orlando’nun galerisi ve bir yayınevi var. (Bir Zamanlar Yayıncılık ve Bir Zamanlar Galeri) Çok yönlü bir arkadaşımız olduğu için sadece iş vesilesi ile değil; sosyal hayatta da zaman geçiriyorduk. Bir gün yine ziyaretine gittiğimizde “Çok acayip bir işe başlıyorum” dedi. Biz tabii onun deliliklerine alışkınız ama bu kadarını beklemiyorduk. Kendisi için bir mozole yaptıracağını söyledi. Başta anlamadık ne olduğunu. O çoktan kafasında kurgulamış, mimarla görüşmüştü bile… Biz de başta bu işi dökümante edelim diye düşündük. Sonuçta 150-160 yıldır İstanbul’da bir anıt mezar yapılmadı. Bunu kayıt altına almak istedik. Daha arazi boşken gidip gördük alanı, projeyi ve işin acayip bir yere gideceğini anlayınca bunu profesyonel bir belgesel haline getirmeye karar verdik. Cihan sağolsun, projenin taslağını hazırladı.
Cihan Güngören: Mustafa Hocam’ın söylediği gibi, Orlando’nun Anadolulu azınlık hakları ile ilgili bir galerisi var ve biz de kreatif direktörlük yapıyorduk burada. Bu işte de öyle oldu aslında. Belgesel için projeyi hazırladık, ismini belirledik, gittik anlattık.
- İsim muhteşem bu arada!
C.G.: Teşekkürler, belgeselde de anlatıldığı şekilde, ismin nereden geldiğini, Müslümanlık’taki karşılığını anlattık. Hazreti Muhammed’in bir sözü var; “Ölmeden önce ölünüz”. Aslında onun yaptığı da böyle bir şey… Hepimizi bekleyen sonu bilip, kavrıyor, farkı onun........
