menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstanbul’da 19. Bienal’i beklerken...

12 0
01.05.2026

İstanbul Bienali’nin yeni küratörleri atandı. Çinli ve birlikte çalışan iki küratör Liu Ding ve Carol Yinghua 18 Eylül – 14 Kasım 2027 tarihlerinde düzenlenecek ‘performansı’ hazırlayacaklar. Uzun ve yorucu bir yolculuk olacağı muhakkak.

Şimdi ‘güncel sanat’ dediğimiz, bir dönem daha çok ‘çağdaş sanat’ adını verdiğimiz alan zorlu bir düzlem. 1880’lerde başlayan ama 1900’lerde büyük sıçrama kaydeden modern sanattan bu yana sanat büyük kitleler için daima bir ‘anlaşılma’ sorunu içerdi. Nedeni, Rönesans resminin bir manada sinema, bir manada çizgi roman daha doğrusu illüstrasyon gibi tasarlanmasıydı. Yıllarımı verdiğim o sanatı bu derecede basite indirgemek istemem ama Rönesans sanatı, İncil’in ve Tevrat’ın ‘resimlenmesi’ne dayanıyordu. (Sanatın iç özgünlükleri açısından bakarsanız Rönesans öncesi sanat daha önemlidir.) Zaten trajik olan öyküleri büyük bir trajik duygusuyla bütünleştirdi ve kendisinden sonra gelen 400-500 yılı etkiledi. O anlatımdan kopuşu içeren modern sanat ve onu da reddeden güncel sanat, hiç öyle bir özellik taşımasa da kitlelerde yabancılık duygusu uyandırdı.

1989’da Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla birlikte başladığını kabul ettiğimiz güncel sanat, tam tersine, modern sanatın kendi içine kapalı, esoterik, yüksek entelektüel çaba gerektiren kısımlarını elbette önemseyen ama onu gündeliğin pratikleriyle birleştiren bir yaklaşımın uzantısıydı. O pratikleri eleştirmek, sorgulamak, irdelemek maksadını güdüyordu. Dolayısıyla muhalif bir nitelik taşıyordu. Geçen yıl Akbank Sanat için düzenlediğim bir sergisi nedeniyle hakkında uzun bir yazı yazdığım Jannis Kounellis’in başını çektiği, İtalya’da başlayan Arte Povera’dan (Yoksulluk Sanatı) sonra sıradan malzemenin kullanılması ayrıca o sanatın gündelik olan şeylerle ilişkisini derinleştiriyordu. (Zaten ‘şey’ kavramı üstünde düşünmeden felsefeyi ve modernliği anlamak olanaksızdır.)

Çok eleştirilen ve bu dünyanın nispeten daha çetrefil yanını meydana getiren Kavramsal Sanat bile bana kalırsa o bahsedilen güçlükten uzaktı. Dilin, sözcüklerin, imgelerin ifade ettiği anlamların gerçekle ilişkisini sorgulamaktı Kavramsal Sanat. Oradan daha farklı bir anlam taşıyan kavram sanatı gelişti. Kavram sanatı münhasıran dille ilişkili değildir. Herhangi bir kavramın irdelenmesidir. Bu kavram her şey olabilir. Yapıt bize bildiğimizin dışında bir gerçeklik (realite) olduğunu belirtmek için kurgulanmıştır. Zorluk var mıdır, vardır ama o kadar. Sorun, insanların alıştıklarının dışında bir şey gördüklerinde duydukları rahatsızlık, yabancılık ve garipseme hissidir.

Şimdi, bu sanatın en yeni, henüz görülmemiş örneklerinin sunulması gereken, ufuk açmak işleviyle yüklü bienallere geleyim.

Kabul edelim ki, benim de uzun süre Danışma Kurulu'nda yer aldığım İstanbul Bienali bize büyük ufuklar açmıştır. 1987’de başlayan bu büyük oluşum güncel sanatın Türkiye’de yerleşmesinde ve yetişmesinde çok büyük bir rol oynamıştır. Bugün adı sanat tarihinde yer alan birçok sanatçı, üstelik bunca şöhret sahibi değilken bu bienale geldi, yapıtlarını sergiledi. İnsanların yurt dışına gidip sanat fuarı veya bienal gezmek nedir bilmedikleri bir ortam ve dünyada İstanbul Bienalinin sunduğu fırsatları şimdi retrospektif şekilde derslerde anlatıyoruz.

Acaba 1990’larda o kadar etkili olan bienal kavramı bugün hâlâ o gücünü koruyor mu? O kadar emin değilim. Son yıllarda bienallerin de İstanbul Bienalinin de eski gücünden kaybettiği, çeşitli sorunlarla uğraşıp boğuştuğu bir gerçek. Üzülmemek elde değil. Bugün de geçerliliğini ve gücünü koruyan Documenta gibi organizasyonlar kendisine galeri-koleksiyoncu ekseninde yer bulamamış çok daha içe dönük sanat yapıtlarının sahnesi olarak öne geliyor. Fakat dünyadaki gelişmelerin günü gününe izlenmesi, her şeyden önce ve ötede başlı başına bir sanat bilincinin oluşması, onun galeriler, koleksiyoncular, fuarlar, bienalleri de bizim bienalimizi de çok zorlayan faktörlerdir.

Bienallerin bu koşullarda gerçekten çok yenilikçi, öncü, farklı olması gerekiyor. Çünkü, güncel sanat tüm dünyada bir statü meselesine dönüştü. Yanlış kullanımlarla güncel sanat........

© T24