menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Daha da Geniş Avrupa ya da Türkiye ve Rusya’yı Avrupa’ya almak

21 0
24.04.2026

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in "Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz’ şeklindeki ‘açıklaması’nı okuyunca bıyık altından güldüm. Nasıl tepkisiz kalayım? Karşımda hem politika bilmeyen hem de cahil bir yönetici var.

Son zamanların en çok yanılan diplomatlarından, Avrupa’yı Ukrayna’nın yanında Rusya’yla hesapsız bir savaşa sokan bu politikacı, Almanya başta olmak üzere kıtanın en güçlü ülkelerinin büyük ekonomik sıkıntılara düşmesine yol açtı. Haydi o çıkışında iyi kötü bir ahlaki zemin vardı diyelim. İsrail’i de destekleyince konumuyla ilgili derin krizler yaşadı. Bir kere daha bulunduğu makama gelmesi artık imkânsız görünüyor. Ayrıca da gelmesin, gelmemeli. Hele kendi maaşına yaptığı zamlar ortaya döküldükten sonra. Zaten bu ‘Avrokratlar’ın AB’yi batıran başlıca etken olduğu artık ayan beyan herkese aşikâr.

Bu son ve hazin açıklaması neredeyse bir durum komedisi gibi kendi içinde çelişkilerle dolu. Kısacası, attığı her adım yanlış olan bir kişiyle Avrupa politika üretmeye ve Trump dünyasında ayakta durmaya çalışıyor.

Oradan başlayalım. Avrupa bugün çok ciddi bir darboğaz içinde. Nüfusu hem yaşlanmış hem de hızla azalan Avrupa şimdi o faktörün tesir ettiği ciddi bir ekonomik sıkıntı yaşıyor. Teknoloji üretim odaklarının bütün bütüne Avrupa dışına kaydığı bir dünyada bu kıta ayrıca güvenlik politikaları bakımından ciddi risklerle yüz yüze bulunuyor. NATO, bir sistem olarak çöküyor. Birleşmiş Milletler işlevini yitirdi. Çin ve Uzak Doğu yeni bir güç odağı olarak denkleme girdi.

Şurası muhakkak ki, Avrupa’nın iki büyük savaşta en büyük desteği Amerika idi. İki büyük savaşın ilki İkinci Dünya Savaşıydı. Savaşı tek başına kazanan Churchill’in iradesi olmasaydı Amerika savaşa ikna edilemeyecek, Avrupa kendisini içten içe yemeği ve Alman tahakkümü altında kalmayı sürdürecekti. (Pearl Harbor baskını ayrı bir öyküdür. Roosevelt’e yazdığı mektupları ‘former navy person’ (eski deniz personeli’) diye imzalayan Churchill olmasaydı ABD o baskını başka şekilde karşılar yine savaşa girmezdi.) Ardından başlayan ve adını yine Churchill’in koyduğu Demir Perde ile ‘Hür Dünya’ arasında cereyan eden Soğuk Savaşı da Avrupa, Amerika sayesinde ‘kazandı’. Hiç değilse Marshall Yardımı ve NATO altyapısı Avrupa’ya milyarlarca doların girmesini sağladı. Yıkılan Berlin Duvarı kim ne derse desin Reagan’ın başarısıydı. 1945’in eksik kalan hamlesini Amerika 1989’da tamamladı.

Şimdi Trump, NATO’yu tehdit edince Avrupa kara kara düşünüyor. O kadar ki, dünya siyasetinin oyun kurucuları arasında bulunmanın ötesinde başı çeken İngiltere, Almanya, Fransa her ne kadar bir tour de force göstermek için art arda girişimde bulunuyorsa da ne Rusya-Ukrayna arasında cereyan eden savaşa ne OD’yu sarmış bulunan aleve bir çere geliştirebiliyor. Aksine, her iki buhran, ardından patlayan İran savaşı Avrupa’yı çok zorlu bir politika arayışıyla yüz yüze getirdi. Daha doğrusu Avrupa’yı rehavetinden silkinip çare üretmeye zorladı ama sonuç büyük bir sıfır.

Bu Avrupa nedir?

Dilediği kadar laiklik gibi muazzam bir kavramın beşiği olsun, Avrupa öncelikle dindir. Her ne kadar Fransızlar Protestanlar için manasız bir şekilde ‘kilisenin büyük kızı’ derse de (Katoliklerin bir gecede 30 bin Protestan’ı öldürdüğü 1572’deki St Bartholomew Yortusu katliamını kimse unutmadı) Avrupa öncelikle Katolik kilisesidir. Avrupa, asırlar boyunca Vatikan’la yani Papalıkla imparatorluklar arasındaki gerilimi yaşadı. Ondan önce de Hıristiyanlığın daha doğrusu Katolisizmin bayrağını dalgalandırmak için deniz aşırı, ülke aşırı savaşlara kalkıştı.

Buna yine Fransızların zaman zaman sadece kendilerine ait bir vasıfmış gibi ‘apolojetik’ bir şekilde dile getirdiği, esasında tüm Avrupa’yı her dönemde derece derece etkileyen ve onun doğasında bulunan Faşizmi eklemek gerekir. Büyük üstadımız Barrington Moore, meşhur kitabında (Şirin Tekeli hocamızın mükemmel şekilde........

© T24