Eşlik anıları (3): Dış kapının dış mandalı
Bu yazı dizisinin başında eşlikçilerin gizli kahramanlar olabildiklerinden bahsetmiştim. Bugün en "gizli" kahramanlıklarımdan birini anlatacağım size.
2009 yılının yaz aylarıydı. Amerika'da hayalini kurduğum boyutta bir kariyeri bir türlü inşa edememenin hayal kırıklığıyla, yeni yollar aramak üzere Türkiye'ye temelli dönüş yapalı 3 yıl olmuştu. Amerika'dayken yaptığım, kısa ömürlü ilk evliliğimden kalan, büyük özverilerle elde ettiğim bir yeşil kartım vardı. Kartı elde tutabilmek için yılda bir kere ABD'ye giriş-çıkış yapmak gerektiğine dair bir söylenti vardı. O zamanlar bu tür bilgileri teyit etmek bugünkü kadar kolay değildi. Bu söylentiye dayanarak ben de yılda bir giriş-çıkış yapmak için bahane yaratmaya çalışıyordum -sonradan bunun boş bir çaba olduğunu öğrenecek ve yeşil kartı iade etmek durumunda kalacaktım-.
3 Temmuz'da Indianapolis'te Canal Bistro adında bir restoranda eski grubum Salaam'ın bir konseri vardı. Konserin koşulları uçak biletimi bile karşılayamayacak kadar mütevazıydı. Olsun, bahane bahanedir. Bu konserde onlara katılmak üzere, biraz da eski dostlarla hasret gidermek üzere bir haftalık bir Amerika gezisi için bilet aldım.
Derken bir Avustralya işi çıktı! Türkiye'ye döndükten kısa süre sonra tanıştığım ünlü caz vokalistimiz Yıldız İbrahimova'yla birlikte çalışıyorduk. Yıldız Hanım bütçesi uygun işlere değişken büyüklükte ve değişken kadrolu gruplarla gidiyordu (ben grubun piyanisti oluyordum), düşük bütçeli işlere ikimiz gidiyorduk (ben tek başıma grubun yerini tutuyordum). Yıldız Hanım Avustralya'da turne yapmak üzere teklif almıştı, yanında müzisyen olarak sadece beni götürmeye karar vermişti.
Bu turne benim Amerika gezimin hemen ertesine denk geliyordu. Öyle ki, Amerika'dan dönecek, 1 gece İstanbul'da evimde kalacaktım, ertesi gün Ankara'dan gelecek olan Yıldız Hanım'la alanda buluşup birlikte Avustralya'ya uçacaktık. Allah'tan çakışmıyordu -veya belki çakışmayı gidermek için dönüş biletimi biraz erkene almış olabilirim, hatırlamıyorum-!
29 Haziran'da Amerika'ya uçtum. Salaam'dan dostlarım Tim ve Dena'nın evinde kaldım. Oradayken bana çok destek olan, Amerika'daki manevi ailem Jane ve Dick'i de ziyaret ettim. Durumumdan bahsedince bana acıdılar, yanlış hatırlamıyorsam 400 dolar harçlık verdiler.
Gitmişken bir de Chicago'ya uğradım. Oradaki bir Türk yakınım beni bir yerel televizyon programına çıkarmak için girişimde bulundu. Bunun için Indianapolis'ten Chicago'ya da uçak bileti aldım. Ancak Chicago'ya varır varmaz program konukluğumun iptal olduğunu öğrendim. Bu duruma üzülen ve telafi etmek isteyen Meltem abla, beni kendi kamerasıyla videoya çekti ve YouTube'a koydu. O zamanlar kendi YouTube kanalım yoktu. Uzun süre onun kanalında kalan, sonradan kendi kanalıma kopyaladığım bu video internetteki en viral içeriğim olacaktı.
Chicago'dan sonra Indianapolis'e geçtim ve Salaam'la bahsettiğim restoranda kanun çaldım. Ertesi gün Indianapolis -........
