menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eşlik anıları (2): Don Giovanni'nin gazı

20 0
22.03.2026

Geçen yazımda bahsettiğim üzere, 2000'li yılların başında Amerika'da müzisyen olarak yaptığım işlerden birisi eşlikçilik (korrepetisyon) idi. Eşlik ettiklerimin çoğu Indiana Üniversitesi Müzik Fakültesi'nde öğrenciydi. Bazıları arkadaşlarımdı. Bunlardan bir tanesi Emilio adında Meksikalı bir tenordu. Kendi ülkesinde önce piyanist, sonra avukat olarak iki üniversite bitirmiş, sonunda şancı olmaya karar vermiş, bunun eğitimi için de Amerika'ya gelmişti -sesi gayet güçlüydü-. Bir de Brigid adında kız arkadaşı (sevgilisi) vardı, o da sopranoydu, ona da eşlik ediyordum.

Fakat Emilio aslında eşcinseldi. Meksika'da eşcinsel olmak zordu, kendini hep saklamak zorunda kalmıştı (belki de bu yüzden Amerika'ya gelir gelmez bir kızla çıkmaya başlamıştı). Oysa ki o sırada yaşadığımız Bloomington, Indiana, dünyanın en LGBT dostu şehirlerinden bir tanesiydi. LGBT terimini ilk defa orada duymuştum. Okulumuz her milliyete, her dinî görüşe, her hayat biçimine eşit mesafede, saygılı, çoğulcu, daima çok kültürlülüğü destekleyen bir yapıya sahipti. Bünyesinde barındırdığı onlarca öğrenci topluluğundan bir tanesi de LGBT'ydi.

Bir gün müzik fakültesinin karşısında bulunan, müzik öğrencilerinin ve hocalarının müdavimi olduğu Bear's Place'te Emilio'yla oturmuş bira içiyorduk. Bana dert yanıyordu:

-Bugün yine LGBT'nin toplantısı var.

-E ne duruyorsun? Gitsene, tanışsana?

-Çekiniyorum. Bugüne kadar çok yakın dostlarım dışında kimseye cinsel kimliğimi açık etmedim.

-Ama onlar senin gibiler, seni aralarına almaktan mutlu olurlar.

-Doğru ama ne bileyim, alışkın değilim. Bu benim için büyük bir adım olur. Ayağım gitmiyor.

-Yürü oğlum, beraber gidiyoruz!

-Ne? Vallaha mı?

-He ya! Varsınlar beni de eşcinsel sansınlar, hiç sorun değil. Yeter ki sen kendini evinde hissedeceğin bir ortama kavuş, bitsin artık bu gizlilik. İnsan doğasından utanır mı?

Sürükledim Emilio'yu LGBT toplantısına. İlk defa böyle bir toplantıya geliyordum. Neyle karşılaşacağımı bilmiyordum. Toplantıdaki herkesin LGBT üyesi olacağını ve orada bulunmamın yanlış anlamalara yola açabileceğini, bana erkekler tarafından kur yapılabileceğini tahmin etmiştim, buna hazırlıklıydım. Öyle bir şey olursa incitmeden, kibarca "kusura bakma arkadaş, ben sizin gibi değilim, arkadaşımı desteklemek için geldim" diyecektim.

Fakat hiç böyle bir şeye gerek kalmadı. Bu bir eşleşme partisi değil, bir dayanışma toplantısıydı. Oraya arkadaşını desteklemek için gelen tek heteroseksüel ben değildim. Benim gibiler "Straight but not cornered" yazan rozetler takıyordu. Ben de taktım bir tane. "Straight" yani düz, heteroseksüel demek. "Cornered" (köşeli) ise dar kafalı, katı görüşlü anlamında. Yani, heteroseksüelim ama bağnaz değilim; bu insanların toplumda rahatça var olma ve kendini ifade etme hakkını savunuyorum.

Çeşitli konuşmacılar çıktı. İçlerinden bir tanesi üniformalı kampüs polisiydi! Yakın geçmişte eşcinsellik Amerika'da yasa dışıydı, polis ise onları kovuşturan, korkulan bir figürdü. 2000'li yıllara geldiğimizde ise polis........

© T24