Murder King: İnsanın kendine yenilmesi, çoğu zaman başkasına yenilmesinden daha trajik bir şey
Türkiye’nin metal müzikteki medarı iftarı Murder King, uzun bir aradan sonra yeni şarkıları “Dilemma”yı tüm dijital platformlarda dinleyiciyle buluşturdu. Tüm şarkılarında olduğu gibi kişi, kurum gözetmeksizin, gördükleri aksayan tarafları ziyadesiyle anlatan grup, “Dilemma”da bu kez toplumun çürümüşlüğü içinde para ve ikiyüzlülüğün lağımında boğulmaya yüz tutmuş “insan”ın içsel yenilgisini yüzüne vururken, bağrımıza bastığımız sound’u ve iğneleyici şarkı sözleriyle bu “dilemma”yı dile getiriyor. “Dilemma”yı ve çok daha fazlasını Murder King’ten Can Uzunallı ve Önder Işkın’la konuştuk.
- “Yallah Tazyik” için yaptığımız röportajda, Yallah Tazyik’te diğer politik şarkılarınıza göre mesajınızın muhatabı daha net. Yani “Her dinleyen kendine göre bir şeyler çıkarabilir” klişesinin bu şarkıda ‘sökmeyeceğini’, ayrıca sizin de böyle bir derdiniz olmadığını düşünüyorum. Katılır mısınız bu görüşüme?” diye sormuşum. Can Abi, sen de şöyle cevaplamışsın: Bilakis. Kişiler değişir. Önemli olan zihniyet. Nihayetinde, bir zihniyet bütününün çoğunluk desteği olmadan kimse yerinde kalamaz. Bilinç, görü ve farkındalık çoğaldıkça da kimse kimseyi maniple edemez. ‘Eğitim seviyesi arttıkça’; diye başlayan bir cümle vardı mesela. Çok doğru bir ifadeydi.” “Yallah Tazyik”in üzerinden dört yıl geçti. “Dilemma” için de aynı soruyu sorsam, muhtemelen yine aynı cevabı vereceksin. Böylesi bir konuda cevabın hâlâ geçerliliğini koruyor olması çok can sıkıcı değil mi?
Can Uzunallı: Can sıkıcı olmasının ötesinde, düşündürücü. Çünkü bazı meselelerin güncelliğini yitirmesi gerekirken, tam tersine farklı biçimlerde karşımıza çıkmaya devam ettiğini görüyoruz. Ama bir yandan da aynı cevabı vermeyi tamamen olumsuz okumuyorum. Benim bu noktadaki derdim hiçbir zaman kişilerle olmadı. Kişiler gelir geçer; isimler, partiler, sloganlar değişir. Asıl belirleyici olan, insanların dünyaya bakış biçimi, sorgulama alışkanlıkları ve kendilerine sunulanı ne ölçüde süzgeçten geçirebildikleri.
“Dilemma” da biraz bununla ilgili zaten. Şarkının anlattığı çıkmaz, yalnızca belirli bir dönemin ya da belirli aktörlerin yarattığı bir çıkmaz değil. İnsanlığın çok eski bir meselesi: Gerçeği mi tercih edeceğiz, konforlu yalanları mı? Düşünmeyi mi seçeceğiz, bize söyleneni tekrar etmeyi mi? Videoda da bunu betimlemeye çalıştık. "Yallah Tazyik"ten itibaren kapak görsellerimizi çizen Efe Ercan, bu kez çizgileriyle videoyu oluşturdu.
Özetle; dört yıl önce verdiğim cevabın bugün de geçerli olması, şarkıların hâlâ konuşulabiliyor / dinleniyor olması da insanların bu soruları sormaya devam ettiğini gösteriyor. Umut veren tarafı da orada.
- Her çalışmanızın, ülkedeki bir türlü dağılmayan kara bulutlara otomatikman ithaf olması nasıl hissettiriyor?
C. U.: İnsan, toplum, yönetim, korku, umut, manipülasyon, aidiyet gibi meselelerle ilgileniyorsan zaten dönüp dolaşıp aynı büyük soruların etrafında dolaşıyorsun. Üzücü olan tarafı şu: Bazı şarkıların zamanla eskimesini beklersin. İleride bir gün dinlendiğinde, “Evet, o dönem böyle sorunlarımız vardı ama geride kaldı,” denmesini istersin. Fakat bazen yıllar geçiyor ve şarkının anlattığı duygu hâlâ karşılığını buluyor. O zaman eser güncelliğini korumuş olmuyor; aslında mesele güncelliğini korumuş oluyor. Dünyanın birçok yerinde benzer gerilimler, benzer kutuplaşmalar, benzer hakikat krizleri yaşanıyor. Belki........
