Korkuyor muyuz?
Sevgili okurlarım, Türkiye’de olanları en küçük ayrıntısına kadar izlemeye çalışan gazetecileriz. İşimiz bu. Ancak bu görevi yerine getirirken acı bir gerçekle yüz yüze geliyoruz.
Gazetecilerin birbiri ardına gözaltına alınması ve tutuklanması!
Akla hayale gelmeyen nedenlerle tutuklanan ya da haklarında ceza ve tazminat davaları açılan nice arkadaşlarımız var ve tamamı iktidar karşıtlarından oluşuyor.
Evinizin kapısı sabah saat beş veya altı dolaylarında ısrarla çalınıyor ve polisler sizi alıp götürüyor. Evde küçük çocuklar varmış, yaşlı büyükler, hastalar varmış kimse umursamıyor.
İşin sonrası daha da beter. Polis nezarethanesinde geçen günlerde ifadeniz alınıyor. Saatin kaç olduğunu bile bilmeniz mümkün değil. Sizi sağlık muayenesine götürüyorlar. Birkaç gün boyunca korkunç bir yorgunluk yaşıyorsunuz. Uyku yok... Yorgunluktan bitik durumdasınız, kafanız duruyor...
Sürekli ifade veriyorsunuz ve son aşamada sizi savcılığa götürüyorlar. Son kararı mahkeme veriyor ama bu süreçte kim olursa olsun bitik durumda.
Aslında bu durum herkes için geçerli. Gazeteci olmanız hiçbir şeyi değiştirmiyor... Ve tutuklandığınız takdirde ver elini hapishanenin tıklım tıklım dolu koğuşları...
Sonra sıra geliyor savcılığın hakkınızda hazırlayacağı iddianameye. O koğuşta bazen haftalarca iddianame bekliyorsunuz.
Bu süreç sadece gazeteciler için değil tutuklanan herkes için geçerli. Ama bazen gazeteciler öylesine gerekçelerle........
