menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hegemonya zayıfladığında mikro kimlikler neden yükselir?

20 0
18.02.2026

Son dönemde Kürt siyasal alanında dikkat çekici bir eşzamanlılık yaşanıyor. Rojava eksenli gelişmeler, müzakere tartışmaları ve ulusal yoğunlaşma momentleri gündeme gelir gelmez aynı anda farklı kimlik kanallarının görünürlüğü ve Kürt hareketine dönük eleştirilerin yoğunluğu dikkat çekiyor.

Zazaların ayrı kimlik söylemi yeniden dolaşıma sokuluyor, geçmişin Hizbullahı yeni isim ve formatla Kürt temsili olarak öne çıkarılıyor, Kuzey eksenli hareket yeterince “Kürdî” görülmezken Güney liderliği parlatılıyor, aşiret yapıları yeniden siyasal referans noktası haline getirilmeye çalışılıyor.

Bu tabloyu yalnızca sosyolojik çeşitlilikle açıklamak eksik kalır. Çünkü bu zemin yeni değil. Aşiretler dün de vardı. Mezhep farklılıkları dün de vardı. Bölgesel aidiyetler, lehçeler, alt kimlikler tarihsel olarak hiçbir zaman ortadan kalkmadı. Kuzey eksenli hareket ise ortaya çıktığı günden beri halkların birleşik mücadelesini savunuyor; yaklaşık çeyrek asırdır ulus-devlet dışı programını dillendiriyor.

Bu başlıklar neden belirli siyasal eşiklerde senkronize biçimde görünür hale geliyor?

Bu soruya cevap ararken hegemonya kavramını hatırlamak gerekir. Antonio Gramsci’nin işaret ettiği gibi hegemonya yalnızca zor aygıtı değildir; rıza üretme kapasitesidir. Bir siyasal merkez yalnızca örgütsel güçle değil; anlam üretme, gelecek tasavvuru kurma ve ortak kader anlatısı inşa etme gücüyle hegemonik olur.

Devrimci hegemonya; stratejik liderlik, ideolojik netlik, kolektif disiplin ve ortak tehdit algısı üzerinden kurulur. Toplumun geniş kesimleri bu anlatıyı yalnızca kabul etmez, içselleştirir.

Bu nedenle hegemonya zayıfladığında yalnızca siyasal merkez değil, ortak anlam evreni de çözülmeye başlar. Ortak gelecek tasavvuru zayıfladığında, yerel ve parçalı anlatılar güç kazanır.

Mikro kimlikler hegemonya güçlü olduğunda kültürel çoğulluk olarak yaşar; hegemonya zayıfladığında siyasal alternatif olarak dolaşıma sokulur.

Bu noktada Frantz Fanon’un Kolonyal Psikoloji analizi önem kazanıyor.

Bilindiği üzere Frantz Fanon kolonyalizmi yalnızca askeri işgal olarak görmez. Ona göre........

© sendika.org