Beyaz Kâğıt ve Kara Defter: Yavuz Selim–İdris-i Bitlisi tartışmasında gözden kaçan tarih, gözden kaçırılan hafıza
Tartışmanın merkezinde bir Beyaz Kâğıt ve bir Kara Defter vardır.
Beyaz Kâğıt, ortalıkta dolaşan metinde geçiyor: Yavuz'un İdris-i Bitlisi’ye uzattığı, “ne istersen yaz” dediği Beyaz Kâğıt, boş sayfa. Bir ittifakın, bir açılan kapının, Ortadoğu’ya uzanan bir stratejinin sembolü olarak sunuluyor. Zarif bir imge. İnsanın içini ısıtacak kadar zarif.
Kara Defter ise tarihin arşivinde duruyor. Kara Defter’de 1512’nin sonu, 1513’ün başı vilayetlere gönderilen hükümler var: Kendi bölgenizdeki Kızılbaşları gizlice tespit edin ve Kara Defter’e yazın. Sonra ikinci bir emir: Kara Defter’e yazılanları öldürün yazıyor.
Bugün bir kesim bize Beyaz Kâğıdı gösteriyor ve Kara Defter yokmuş gibi davranıyor.
Kronoloji, kimsenin lehine değil
Bu tartışmada en çok tekrarlanan yanlış şudur: Anadolu'daki Alevi kıyımının Çaldıran Savaşı’yla başladığı ve İdris-i Bitlisi’nin bu kıyımın mimarı olduğu. Bu yanlışı Alevi kamuoyunun bir bölümü de tekrarlıyor, karşı taraf da bunun üzerinden savunma yapıyor. Oysa takvim ikisini de yalanlıyor.
Yavuz Selim 24 Nisan 1512’de tahta çıkıyor. Hükümdar olur olmaz Ali bin Abdülkerim Halife isminde bir şahıs ona bir arıza — bir rapor — takdim ediyor. Memleket meselelerini sıralayan bu raporda Kızılbaşlara ayrı bir bölüm ayrılmıştır ve Kızılbaşlar “halli” yani bertaraf edilmesi gereken “bir sorun” olarak ortaya konuluyor. (Bu rapor Topkapı Sarayı Arşivi’nin 3192 numarasında kayıtlıdır.)
Bunun ardından Yavuz Selim, mecliste hazır bulunan ulemadan “Şah İsmail ile taraftarlarının küfrüne ve kanının helalliğine dair” fetva verilmesini istiyor. Mecliste bulunan Sarugürz lakaplı Kazasker Nureddin Hamza Yavuz’a istediği fetvayı veriyor. (Bu fetva Topkapı Sarayı Arşivi’nin 12077 numarasında kayıtlıdır.)
Sonra Yavuz’un hükümleri Beylerbeyi ile Sancak Beylerine ulaştırılmak üzere yola çıkıyor: Kara Defter tutuluyor, Kızılbaşların isimler birer birer bu Kara Defter’e yazılıyor ve ikinci bir emir ile Kara Defter’e yazılanlar öldürülüyor.
Ve bu kıyım en geç 24 Nisan 1513’te tamamlanıyor.
Çaldıran ise 23 Ağustos 1514’tür.
Yani Anadolu'da Kızılbaş kırımı, Çaldıran’dan bir yıl dört ay önce bitmiştir. Savaşın öfkesiyle patlamış bir taşkınlık değildi; bizzat savaşın hazırlığıydı. Cephe gerisi, daha cephe kurulmadan, kıyım emrini verenlerin tabiri ile “temizlenmişti.” Sıklıkla telaffuz edilen 40 bin sayısı Kara Defter’e kaydedilenlerin sayısıdır. Oysa katledilenler bu sayının çok çok üzerindedir. “Şah İsmail taraftarları” kurgusu ile bir halk topluca kıyımdan geçiriliyor.
İdris-i Bitlisi'ye gelince. O tarihlerde Anadolu'da bile değildir. II. Bayezid'in nişancısı ve özel kâtibiyken 1511'de Kahire'dedir, Memlük Sultanı Kansu Gavri'nin........
