menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kızıl Îcâz Dersleri-24

4 0
09.10.2026

Mânanın Parçası ve Lâzımı: Tazammun ile İltizam

Bir önceki derste lafzın, kendisi için vazedildiği mânanın tamamını göstermesine delâlet-i mutabakat denildiğini görmüştük. Şimdi Süllem, vaz'î delâletin diğer iki kısmını bildiriyor: Lafzın mânasının bir parçasını göstermesi tazammun, o mânanın dışında fakat ona bağlı bir şeyi göstermesi ise iltizamdır.

Bu iki delâlet, bir kelimeyi işittiğimizde zihnin yalnız kelimenin tam mânasında durmadığını gösterir. Zihin bazen bütünden parçaya, bazen de mânadan onun ayrılmaz neticesine geçer.

1. Süllem'in asıl metni

وح من ا وم ا لزم و التزام إن بع قل التزم

Yaklaşık mânası:

"Lafzın, mânasının bir parçasına delâleti tazammundur. Mânanın dışında olup ona zihnen lâzım gelen şeye delâleti ise iltizamdır."

Meselâ "insan" lafzının "düşünen canlı" mânasının tamamını göstermesi mutabakattır. Aynı lafzın yalnız "canlı" yahut yalnız "düşünen" unsurunu göstermesi tazammun; insanın ilim öğrenmeye kabiliyetli oluşunu hatıra getirmesi ise iltizam yoluyla delâlettir.

Burada temel ayrım şöyledir:

Tazammun: Medlûl, vazedilmiş mânanın içindedir.İltizam: Medlûl, vazedilmiş mânanın dışındadır; fakat zihin o mânadan ona geçer.

2. Bediüzzaman'ın Kızıl Îcâz şerhi

a. Parçanın delâleti iki temele dayanır

Bediüzzaman, lafzın mânasının parçasına delâletini iki mukaddimeyle temellendirir: biri naklî, diğeri aklidir.

Naklî bakımdan âlimler, lafzın mânasının parçasına delaletini kabul etmiş ve ilmî hükümlerde kullanmışlardır. Aklî bakımdan ise mürekkep bir bütün, parçaları bulunmadan mevcut olamaz. Bütün tasavvur edildiğinde onu meydana getiren parçalara zihnen geçiş mümkün olur.

Fakat her parça hatırlayışı tazammun değildir. Parça, bütünün bir parçası olması cihetiyle düşünülmelidir. "İnsan nedir?" sorusuna verilen "düşünen canlıdır" cevabındaki "canlı", tarifin içindeki bir unsur olarak kavrandığında tazammun gerçekleşir.

b. Bir iradenin bakiyesi, bağımsız ikinci bir maksat değil

Şerhin ince kayıtlarından biri şudur: Tazammunî mânanın anlaşılması, tam mânaya yönelen iradenin içinde ve onun bakiyesi olarak bulunur. Parça başlı başına, bağımsız bir vaz' ve maksatla kastedilirse artık mesele tazammun olmaktan çıkar; mutabakat veya mecaz sahasına geçebilir.

Meselâ "ev" kelimesini bütünüyle bina mânasında kullanırken onun "duvar" unsurunu zihnen kavramak tazammundur. Fakat "ev" deyip yalnız duvarı bağımsız olarak kastedersek kelimeyi kendi tam vaz'î mânasında kullanmış olmayız.

Bu kayıt, delâlet türlerinin yalnız gösterilen şeye değil, gösteriliş cihetine ve kasdın kuruluşuna göre ayrıldığını öğretir.

c. İltizamda medlûl mânanın dışındadır

İltizamın tazammundan ayrılması için lâzımın, lafzın vazedildiği mânanın dışında olması gerekir. Çünkü parça da bütüne bir bakımdan lâzımdır; fakat içeride bulunan her lâzımı iltizam sayarsak........

© Risale Haber