menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tahir Paşa'nın Kızı, Hususî Konak ve Bin Altın Reddedilebilir mi?

38 0
12.09.2026

Kop'ta —Bulanık— kaldığı on gün boyunca mutad bir tarz tutturdu. Çoğu zaman Acem Ağa veya adamlarıyla, önceden tesbit ettiği bir köye gidiyor, yakın civarlardaki bütün âlim, şeyh ve hocaları davet ediyor, saatlerce ilmî müzakere, münazara ve sohbetlerde bulunuyordu. Sorulan bütün suallere beliğ ve ikna edici cevablar veriyordu. Bazen cerbeze ve enaniyetin sebebiyet verdiği tartışmaları maharetle idare ediyor, kontrolden çıkmasına müsaade etmiyordu.

Alimlerdeki ilmî enaniyet, bazı şeyhlerdeki tasannu ve taassub hemen her yerde, her zaman karşılaştığı şeylerdi. Bir bakıma da alışmıştı artık, şaşırmıyordu. Bu vaziyet Medresetü'z-Zahra ve fen ilimleri ile din ilimlerini birleştirme, aynı potada eriterek ders verme düşüncesini pekiştiriyor, emelini canlı tutuyordu. Her toplantının son kısmını hayatının maksadı haline gelen bu tasavvura ayırıyor, yapmak istediklerini uzun uzadıya, detaylarıyla anlatıyor, ardı arkası kesilmeyen sualleri tekrar tekrar cevablıyordu.

Van'dan uzaklaştırılmış, Horhor Medresesini kaybetmiş olmasına eseflendiği vakitlerde bile daha kuvvetli bir telkinle ümidlerini koruyor, bu haksızlığın devam etmeyeceğine olan inancını muhafaza ediyordu. Ya Tahir Paşa'yı Van'dan göndermenin bir yolunu bulacak, ya da İşkodralı bir şekilde yanlışından dönecek, haksızlığı sebebiyle özür dileyecekti.

Düşünce ve hayalleri muhatablarına uçuk gelse de yılmıyordu. Onlar da ikna ve ilzam edici izahlarını reddetmek yerine, dudak uçlarından sarkan zayıf tebessümler ile gözlerinden uçuşan tereddüdlü bakışlarla ruh hallerini belli ediyorlardı. Asırların kabul ve alışkanlıklarından insanları koparmanın zorluğunu görüyor ancak vaz geçmiyordu. Hakikatin mutlaka tecelli edeceğine, hakkın galib geleceğine bütün ruhuyla inanıyordu. Yeter ki, tahakkuku için çalışan, mücadele eden birileri olsun.

İlk günün aksine geceleri artık konağın damında geçiriyordu. Ağustos sıcakları tepedeki taş konakta bile rahatsız ediyordu. Dam, nisbeten serindi; gece yarısından sonra üşüttüğü bile oluyordu. Bir tentenin altına yapılan yer yatağının altında........

© Risale Haber