menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İlim Işığı Altında Sevr ve Hut Hadisi-2

11 0
monday

Kur’an Kıssalarında Sevr Bahsi

Kur’an bütünden okunduğunda içe dönük karakterli şahsiyetler ile bir “Icl” (buzağı) bağlantısı olduğu görünüyor. Asırlarca Mısır’da köle yapılmış İsrailoğulları, Hz. Musa (AS) liderliğinde Kızıl Deniz'den geçtiler. Sonra Allahu Teâlâ onları Tur Dağı’na çağırdı. Ta ki onlarla konuşsun; rehberleriyle beraber, Kendisinin tecellilerini görsünler. Fakat onlara Sâmirî bir “buzağı” putu yapar, onlar da taparlar. Bu buzağı Mısır’ın Apis Boğası denilen putuna ve Mısırlıların putperestliğinin onlara sirayet edişine işaret ediyor. Hem “Kâfirlikleri sebebiyle onların kalplerinin içine, yani gönüllerine buzağıyı içirdik[1] müteşâbih âyetinin net bildirdiği üzere buzağı onların dünyanın “âcil lezzetleri” ne dair hevâları ve aşklarına semboldür. Hem ince bir manası da şudur ki ıcl, buzağı “acele” kökünden gelir, yani tez canlılık, acelecilik, sabırsızlık...[2] Bu putun kırılışı, yok edilişi Hz. Musa'ya (AS) ve Onun fıtratındaki bütün semavi din müntesiplerine bir İlâhî irşad imasıdır ki, “Sen aceleci, tez canlı, hemen olsun isteyen yapını kır veya erit...” Samirî’nin yaptığı buzağı heykeli altın ve mücevherlerden yapıldığı için enâniyetin öfke dağının yakılması değil, eritilmesi gerekir. Hz. Musa (AS) ise âyette gördüğümüz üzere, öfkesinden dolayı “Buzağı heykelini yaktıracağım” der.[3]

Kur’an aceleci dışa dönük fıtratın özelliklerini şöyle anlatır. “Ve yed’u’l-insânu bi’ş-şerri duaehu bi’l-hayri ve kâne’l-insânu acûla[4] (İnsan aceleciliğinden hayrı da ister şerri de ister, onun için yalvarır. İnsan, hakikaten aceleci ve tez canlı bir yapıdadır.) Buna mukabil içe dönük fıtratı ve hastalıklarını şöyle açar: İnne’l-insâne hulika helûa * İzâ messehu’ş-şerru cezûa * Ve izâ messehu’l-hayru menûa[5] (Hak bu ki insan çok hırslı yaratılmıştır. Fakat ne zaman ki ona imtihan için bir şer dokunur hemen ağlamaya, sızlamaya, şikâyete başlar. Hem ne zaman ona küçük bir hayır dokunursa pinti kesilir, kimseye malından bir şey vermez.) Bu iki grup âyetin İsra ve Mearic surelerinde geçmesi ve ikisinin de bir miraçtan bahsetmeleri çok çarpıcı ve ilgi çekicidir.

Dışa dönük karakterlerin manevi putu, “öfke”dir ve öfkenin de kökünde saklı olan tohum “acelecilik” tir.[6] Ki Hz. Musa (AS) şahsında sembolleşen dışa dönük fıtratlar bu manevi puttan kurtulmakla kemallerine erecektir. Bu ise, ancak sabra alışmakla olur. Hz. Hızır (AS), Ona sabır imtihanları uygular. İçe dönük fıtratların piri olan Hz. İbrahim’in (AS) öfke ile ve onun anası olan acelecilikle, “ıcl” (buzağı) putuyla bir derdi yoktur. O (AS), ona gelen her yolcu ve misafirine olduğu gibi elçi meleklere de bir “ıclin hanîz[7] (kızartılmış buzağı) ikram eder. Hz. İbrahim (AS) ile sembolleşen içe dönük meşreplerin fıtratları, acelecilikle değil de inat etme, diretme ve takılıp kalma ile boğuşur. Buna Kur’an, “meftûniyet”[8] adını veriyor. Hz. İbrahim’in (AS) öz babası olmayan[9] Azer hakkındaki tavrında bunu görebiliyoruz. Azer’e kaç defa şefkatle ve hikmetle tebliğ yapmasına rağmen onun tarafından taşlanıp kovulmakla ve öldürülmekle tehdit edilmiş, ama O, bunlara rağmen ona “Senin için istiğfarda bulunacağım[10] diye vaadde bulunmuştur. Onun Allah düşmanı olduğunu anlayana kadar da istiğfar etmiştir. Bu boyutu net anlayınca ondan “sevgi” noktasında uzaklaşır. Fakat bu sefer onun Âhireti için ona “şefkat” hissiyle yönelir. Ona acımaya ve onun için çok âh u vâh etmeye başlar.[11] Hz. Yusuf’un (AS) da ana-babasına karşı haklı şefkatine rağmen, onu öldürmeye çalışan kardeşlerine karşı aşırı şefkat ve düşkünlüğünde de bu meftuniyeti görebiliyoruz. Ki, Hz. Yusuf (AS) ve Hz. İbrahim (AS), içe dönük karakterdedirler. Peygamberlerdeki (Allah’ın selamı ve selameti onlar üzerine olsun) meftuniyet, meftuniyet hakikatinin beşerî boyutta en masum, en olağan, başkasına en zararsız fakat kendilerine acılı ve acıklı, birçok fedakârlık yaptırtan hallerini ifade eder. Bu meftuniyet onların şiddetli şefkat ve merhameti, samimi muhabbet ve ilgisinin neticesidir. Peygamberlerin beşeriyet boyutlarının olduğu nazardan uzak edilmemesi gerekir. Bununla beraber onların bir hakka ve hakikate dayanan........

© Risale Haber