menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barış İçin Aidiyet mi Yoksa Pazarlık mı?

25 0
04.05.2026

Barış İçin Aidiyet mi Yoksa Pazarlık mı?

Barış İçin Aidiyet mi Yoksa Pazarlık mı?

Türkiye’nin önündeki asıl mesele savaş kapasitesi değil, barışı inşa kapasitesidir. Savaşmayı bilen devlet çoktur, barışmayı bilen devlet ise azdır. Tarihte kalıcı olanlar sadece galip gelenler değil, rıza üretenlerdir.

Hüseyin Avni Ulaş (1887-1949), aslında İstiklal Harbi’nin gizlenmiş kahramanlarından, Erzurum Kongresi’nin altyapısını hazırlamış, demokrasiye inanmış bir Türk aydınıdır. Ancak otoriter ikinci dönemde diğerleri gibi tasfiye edilmiş bir mücadele insanıdır. Yakın dostu Nurettin Topçu, Millet Mistikleri kitabında Hüseyin Avni Bey’in kasıtlı biçimde Bolu’daki isyana müfettiş olarak gönderilmesini ve o isyanı bastırma yöntemini anlatır. Orada kaba kuvvetten çok vicdan, psikoloji ve pedagojik sezgi vardır. Kadın ve çocuklara yapılan muameleyi durdurmuş, beyaz mendille dağa yürümüş, karşı tarafı aşağılamadan konuşmuş, affetmiş ve sonunda isyanı gönüllü biçimde dağıtmıştır. Bu hadise yalnız bir güvenlik başarısı değil, devlet aklının başka türlü de işleyebileceğini gösteren nadir örneklerden biridir.

Buna benzer örnekler sık olmamakla beraber dolaylı şahit olmuşumdur. Bir korgeneral tanıdığımın, dağda çatışan bir PKK’lının evine yemeğe gidip oradan telefonla teslim olmaya ikna ettiğini duymuştum. Yahut eski bir PKK’lı olup Abdullah Öcalan talimatıyla ülkeye giren bir gruptan bugün STK’da çalışan bir hanımefendi, o günkü korkularını karşılaştıkları askerî birlikte bir binbaşının nezaketi ve sağduyusuyla nasıl aştıklarını anlatmıştı. Demek ki devletin sert yüzü kadar, merhametli ve itibarlı yüzü de sonuç alabilmektedir.

Geçenlerde bir vesileyle sohbet ettiğim bir Kürt siyaseti aktörü benim üzerimden devlete sitem ediyordu:........

© Perspektif