Yeni dünyanın unutturulan sırrı: Onlar yükseldi, biz durduk
Bolşevik Devrimi 1917 ardından Sovyetler Birliği iç savaş, kıtlık ve yıkımla karşı karşıya kaldı. 1917-1922 arası 7 ila 12 milyon insanını kaybetti… Ülkenin büyük bölümü tarıma dayalıydı, sanayi altyapısı neredeyse yok olmuştu...
Çin farklı değildi. 1937-1945 arasındaki Japon işgali ve savaşta Çin, 15 ila 20 milyon insanını kaybetti. Ardından yıllarca süren iç savaş geldi… Çin Halk Cumhuriyeti 1949’da kurulduğunda ülkede kişi başına gelir 50 dolardı. Ortalama yaşam süresi 35 yıl civarındaydı. Nüfusun büyük çoğunluğu köylüydü, sanayi üretimi son derece sınırlıydı…
Hindistan da benzer dönüşüm yaşadı. 1947’de bağımsızlığını kazandığında kişi başına gelir 60 dolardı; okuryazarlık oranı yüzde 20’nin altındaydı…
Türkiye’yi yazmama gerek var mı, bilirsiniz;1912-1922 arasındaki savaşlarda yaklaşık 2,5-3 milyon insan kaybetti.
Cumhuriyet kurulduğunda nüfusu 13 milyondu. Okuryazarlık oranı yüzde 10’un altındaydı. Kişi başına gelir 40-50 dolar civarındaydı. Sanayi üretiminin milli gelir içindeki payı çok düşüktü. Ülkede fabrika sayısı birkaç yüzü geçmiyordu. Demiryolları gibi önemli şirketler yabancıların elindeydi.
Bu örnekleri niye yazdım?
GELECEĞİ PLANLAMA BECERİSİ
Rusya, Çin, Hindistan gibi dünyanın yeni güç merkezleri neden güçlü devlet ekonomilerinden çıktı? Tarihsel yükselişlerin arkasında çoğu zaman görünmez el değil, planlayan devlet vardı çünkü. Mesela:
O olumsuz tablodan sadece kırk yıl sonra Sovyetler Birliği dünyanın ikinci büyük sanayi gücü haline geldi. Örneğin: 1957’de Sputnik’i uzaya gönderdi,........
