menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Biri askeri komite kararı… Diğeri parlamento kararı… Siyasal zihniyet sorunu

119 0
previous day

İdam edilen üç devrimci üniversite öğrencisini çocukluğumdan bilirim: Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan... Mezarları, Ankara Karşıyaka’da dedem ile anneannemin kabirlerinin karşısında...

Her ziyaretimiz onları da kapsardı. Topraklarını düzeltirdik. Su döker, çiçek dikerdik...

Deniz’in başucuna “halkın sigarası” filtresiz Birinci sigarası koyardı dayım...

İdamlarını 5-6 Mayıs’a getirmeleri çocukluğumuzun eğlence günü Hıdırellez Bayramının sonu oldu. Eğlencelere hep soğuk baktık…

Yıllar sonra gazeteci oldum, idamlar üzerine haberler yaptım, yazılar yazdım. Bugün bambaşka açıdan yaklaşacağım: Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idamlarına karşılık, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının TBMM’de “üçe üç” sesleriyle idama gönderilmesini ele alacağım…

O tarihlerde dünyada pek rastlanmayan bir uygulamayı incelemek istiyorum: İdam kararlarının TBMM onayına bağlanmasını…

Çünkü mesele sadece kararlar değil, o kararların nasıl ve hangi süreçlerde alındığı konusu…

Osmanlı döneminde ölüm cezaları yalnızca mahkeme hükmüyle sınırlı değildi. Özellikle ağır cezaların infazı çoğu zaman padişah iradesiyle kesinleşirdi. Bu, yargı kararının siyasal otoritenin onayıyla tamamlandığı gelenekti...

Ya Cumhuriyet dönemi?

TBMM NİYE ONAY MAKAMI OLDU

Cumhuriyet’in ilk döneminde idam cezaları bakımından siyasi onay devam etti: Mahkemeler ölüm cezası veriyor, kararlar yüksek yargı sürecinden geçiyor, ardından infaz için Meclisin iradesi aranıyordu...

1924 Anayasası sürecinde........

© OdaTV