Dünya tartışıyor: Köpekler tuval mi... Nedir bu 'creative dog grooming'
Manşetimizde “Creative Grooming” ve “Extreme Dog Grooming” olarak adlandırılan yaratıcı ve iddialı hayvan kuaförlüğü uygulamalarının etik boyutu var: Hayvan sağlığı, nesneleştirme ve cins hayvanların teşvik edilmesi üzerinden tartışılan konuya yakından bakıyoruz. Yaklaşık 100 yıl sonra keşfedilen ilk yeni kedi türü Tilcayo'dan, bir yıla kadar yaşayabilen Heliconius cinsi kelebeğe bilim dünyasında yeni gelişmeleri ele alıyoruz. Türkiye’de 6 Şubat depreminde de çalışan ve Venezuela’da 26’dan fazla kişinin kurtarılmasını sağlayan arama kurtarma köpeği Tsunami’nin heykelin de haftanın başlıkları arasında. Hasta sahibine endişeyle bakan kediden, köpeğe ilaç yedirme ve kediye sarılma hilesine dek hayvanların renkli ve şaşırtıcı videolarını izliyoruz. Ayrıca Sinem Kobal’ın acı kaybı ve yalnız maymun Punch’ın hikayesini anlatan kitap, haftanın filmi Tavuk da bu hafta OdaPati'de.
Haber: Sinem Hançerigüzel
NEDİR BU "CREATIVE GROOMİNG" VE EXTREME DOG GROOMING"
Standart bakım ve tüy kesiminin ötesine geçerek, köpeklerin (ve bazen kedilerin) tıraş, heykeltıraşlık teknikleri ve boyalar kullanılarak zebradan zürafaya, hatta popüler kültür karakterlerine dönüştürüldüğü görüntüler tartışma yarattı. Genellikle tüyleri şekillendirmeye çok yatkın olan Poodle (Kaniş) gibi cinsler üzerinde uygulandığı görülüyor. Bu akımın dünya çapındaki uluslararası adı "Creative Grooming" (Yaratıcı Pet Kuaförlüğü) veya yarışma boyutundaki daha iddialı versiyonlarıyla "Extreme Dog Grooming" (Ekstrem Köpek Kuaförlüğü) olarak geçiyor. Peki bu etik mi?
PET KUAFÖRLÜĞÜNÜN BU KADARI ETİK Mİ
Hayvan hakları, yaban hayatı ve genel hayvan refahı ekseninde değerlendirildiğinde, bu akım dünya çapında çok ciddi etik tartışmaların merkezinde yer alıyor:
Nesneleştirme, gösteriş ve hayvan refahı endişeleri: Hayvanın kendi doğal kimliğinden koparılarak sahibinin estetik zevkleri için bir "tuval" veya dikkat çekme aracı gibi kullanılması, hayvanın bağımsız bir canlı olarak değil, bir obje olarak algılanmasına yol açabilir. Gösterişli cins köpeklerin birer sergi objesine dönüştürülmesi, hayvanın sadece "kendisi" olarak kabul görmesi ilkesiyle doğrudan çatışır. Bir canlının komik, absürt veya tamamen başka bir türe (zebra, pokemon vb.) benzetilmesi, onun saygı duyulması gereken bağımsız tür olduğu gerçeğini zedeler.
Kendini "Creative Grooming Artist" olarak anılan Brittnie Anderson'ın boyadığı bir köpek... Kaynak: Global Creative Grooming
Antropomorfizm ve rıza eksikliği: Hayvanların bu tür estetik kaygıları veya "güzel görünme" gibi bir arzuları yoktur. İşlem tamamen insanın estetik tatmini için, hayvanın rızası ve doğası hiçe sayılarak, sadece tahammül etmeye zorlanmasıyla gerçekleştirilir. (İnsan biçimcilik, insana özgü duygu, düşünce, fiziksel ve davranışsal özelliklerin insan dışındaki varlıklara (hayvanlara, cansız nesnelere, doğa güçlerine veya tanrılara) atfedilmesidir.)
Kendini "Creative Grooming Artist" olarak anılan Alaina LeBlanc'ın boyadığı bir köpek... Kaynak: Global Creative Grooming
Cins hayvan üretimini ve metalaşmayı körüklemesi: Bu endüstri; tüy yapısı bu tür kesimlere uygun olan Poodle veya Teriyer gibi özel üretilmiş cins köpekler üzerinden ilerler. Hayvanları modifiye edilebilir birer "tasarım objesi" olarak sunulması, melez canların ve sokak köpeklerinin kendi doğal, sıradan halleriyle kabul görmesi ve sahiplenilmesi kültürüne doğrudan zarar verir.
Stres ve yıpranma: Bu tarz kompleks tasarımların ortaya çıkması masada saatlerce süren hareketsiz kalma, yıkanma, kurutulma ve ince detaylı kesim seansları gerektiriyor. Doğası gereği hareket etmek isteyen bir canlı için bu süreç ciddi bir fiziksel ve psikolojik stres kaynağıdır.
Kendini "Creative Grooming Artist" olarak anılan Alyssa Kasiba'ın boyadığı bir köpek... Kaynak: Global Creative Grooming
Sosyal iletişim engeli: Hayvanların vücut dilleri, kulak ve kuyruk duruşları diğer hayvanlarla iletişim kurmalarını sağlar. Tüylerin tamamen başka bir canlıya benzetilmesi, köpeklerin parkta diğer köpeklerle kurduğu doğal sosyalleşme dinamiklerini ve birbirlerine verdikleri sinyalleri bozabilmektedir.
Veteriner hekimlerin tıbbi itirazları... Kimyasal ve fizyolojik riskler: Sektörde "hayvan dostu, toksik olmayan, vegan" boyalar kullanıldığı iddia edilse de alerjik reaksiyon riskleri her zaman mevcuttur. Ayrıca köpeklerin dünyayı koklayarak algıladığı ve kendilerini yalayarak temizledikleri düşünüldüğünde, üzerlerindeki yabancı kokular ve kimyasallar hayvanın doğal davranışlarına ve duyusal dünyasına yapılmış büyük bir müdahaledir.
Yasal itirazlar: Tıbbi zorunluluk dışındaki her türlü kalıcı/yarı kalıcı boyama ve modifikasyon, bazı Avrupa ülkelerinde ve ABD'nin belirli eyaletlerinde hayvan istismarı ve zulmü (animal cruelty) kapsamında değerlendirilerek yasaklanmaya başlanmıştır. Ancak dünya genelindeki yasal boşluklar nedeniyle birçok ülkede hala denetimsiz bir sektör olarak büyümektedir.
Kendini "Creative Grooming Artist" olarak anılan Alicia Mulac'ın boyadığı bir köpek... Kaynak: Global Creative Grooming
"NEŞESİNİ YERİNE GETİRİYOR"
Vicky Allender adlı bir köpek sahibi, acımasız koşullardan kurtarılan ve kendi deyimiyle "harika bir hayat" yaşayan iki çivava köpeği için ayda yaklaşık 500 sterlin harcamaktan "hiç utanmadığını" söylemişti. 2018'de yaptığı konuşmada kadın, bu değişimlerin iki çivavasından biri olan Fred'in de neşesini yerine getirdiğine inandığını aktarmıştı.
"BİRKAÇ ZARARSIZ MODA TRENDİ"
Daniela Forshaw ise, sunduğu şeyin sadece "birkaç zararsız moda trendi" olduğunu söylemişti. Köpeklerin tüylerinin yalnızca "kalifiye, profesyonelce eğitim almış bir kuaför" tarafından ve "hayvanlarda güvenle kullanılmak üzere formüle edilmiş" ürünlerle boyanması gerektiğini de belirtmişti.
Tüm spa merkezlerinin felsefesi aynı olmadığını söyleyen The Dog Spa işletmecisi Carol Shaw ise köpek tüylerini boyadığını belirterek "Önceliğimiz evcil hayvanın sağlığı ve refahıdır. Sunduğumuz alternatif tedaviler arasında köpüren avokado ve salatalık yüz bakımı, pati bakımı ve masaj yer alıyor; çünkü bunun köpek için oldukça faydalı olduğunu düşünüyoruz, tabii ki köpek bundan hoşlanıyorsa" demişti.
Kendini "Creative Grooming Artist" olarak anılan Brittnie Anderson'ın boyadığı bir köpek... Kaynak: Global Creative Grooming
100 YIL SONRA BİR İLK: YENİ KEDİ TÜRÜ
Bolivya'nın Yungas ormanında, ortalama bir ev kedisinden daha küçük olan yeni bir vahşi kedi türü keşfedildi, daha önce bilinmeyen bir tür olarak tanımlandı. Bu, yaşayan yeni bir kedi türünün 1923'ten beri ilk kez resmen adlandırılıp tanımlanması anlamına geliyor.
ADI TİLCAYO: SADECE 1.4 KİLO
Yerel halk tarafından tilcayo olarak adlandırılan bu kedi, Güney Amerika'nın büyük bir bölümünde bulunan kaplan kedileri adı verilen bir gruba aittir. Araştırmacılara göre, Bolivya'nın yemyeşil Yungas ormanında, ormanların genellikle bulutlarla kaplı olduğu ve yüksek nemle çevrili dağlık bir bölgede bulundu. Yaklaşık 46 cm uzunluğunda ve yaklaşık 1,4 kg ağırlığında olan bu kedi, ortalama bir ev kedisinden daha küçüktür. Araştırmacılar, genetik verileri kullanarak kedinin yeni bir tür olduğunu doğruladılar ve yerel adını koruyarak ona Leopardus tilcayo bilimsel adını verdiler.
TÜYLERİ AÇIK KAHVERENGİ: PANTER DESENLERİ
National Geographic kaşifi ve Perşembe günü Current Biology dergisinde yayınlanan, yeni tanımlanan türü açıklayan çalışmanın yazarlarından biri olan Paola Nogales-Ascarrunz, "Tüyleri açık kahverengi... vücudunda düzensiz şekilli rozetler var" dedi.
Kedinin biyolojisi ve yaşam tarzı hakkında henüz çok az şey biliniyor. Dışkı örneklerinde bulunan küçük kemirgen kalıntıları, bunların diyetinin bir parçası olabileceğini düşündürüyor; kamera tuzaklarından elde edilen kanıtlar ise kedinin gece daha aktif olabileceğini gösteriyor, diye belirtti Nogales-Ascarrunz.
Belçika'daki Antwerp Üniversitesi'nden evrimsel biyolog ve çalışmanın eş baş yazarı Jonas Lescroart, kaplan kedilerinin görünüşlerine bakılarak kolayca ayırt edilemeyen gizli türler olduğunu söyledi. Kaplan kedileri daha önce tek bir tür olarak kabul ediliyordu, ancak on yıllar önce yapılan genetik çalışmalar birden fazla türün varlığını öne sürdü.
10 YAŞINDA VE........
