GÖRÜNEN SEBEPLERİN ÖTESİNDE: BEŞPARMAK DAĞLARI’NDAKİ MANEVÎ ZAFER
GÖRÜNEN SEBEPLERİN ÖTESİNDE: BEŞPARMAK DAĞLARI’NDAKİ MANEVÎ ZAFER
Mirat Haber‘de Şaban Doğan, kaleme aldığı aşağıdaki yazıda, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ve Beşparmak Dağları’nın en simgesel hatıralarından biri olan “Efsane Tank”ın hikâyesi anlatılıyor.
https://www.mirathaber.com/besparmak-daglarindaki-efsane-tankin-hikayesi-1974ten-gunumuze-cevabi-aranan-sir/ (22.07.2026).
Yazının öne çıkan ana başlıkları ve özeti şöyle: 2 Ağustos 1974 tarihinde, Rum mevzilerini etkisiz hâle getirmek maksadıyla görevlendirilen tank, Girne ile Lefkoşa’ya hakim Beşparmak Dağları’nın dik ve sarp kayalıklarına doğru ilerliyor. Tankın içinde Komutan Onbaşı Gürler Erdağ, sürücü Er Abdulkadir Kurt, nişancı Er Merkez Dinçer ve doldurucu Er Recep Doğan Şahin bulunuyor. Askerî uzmanların araçla çıkılmasını neredeyse imkânsız gördüğü bu araziyi nasıl aştıkları sürücü Abdulkadir Kurt’a sorulduğunda, hafızalara kazınan şu cevabı veriyor: “Komutanım, o an arkamdan bir elin beni ittiğini gördüm. Tankın altından bizi kanatlandırdığını gördüm.” Zirveye ulaştıktan sonra paletleri parçalanan tank, görevini tamamlayarak, o noktada kalıyor ve yarım asırdır Mehmetçiğin fedakârlığının ve inancının simgesi olarak varlığını sürdürüyor. Yazı; seküler bir bakış açısıyla açıklanması zor görülen bu tür olayları, Kur’an-ı Kerim’deki ilahî yardım ayetleriyle (Âl-i İmrân 124-125) ve “İman varsa imkân vardır” anlayışıyla değerlendiriyor. Malazgirt, Çanakkale ve İstiklal Harbi’ndeki manevî ruh ile bağ kurarak anlatımı tamamlıyor.
Yazı, vatan mücadelesindeki fedakârlığı ve ilahî yardıma olan inancı vurgulayan son derece duygulu bir derleme sunuyor. Şimdi ise sizlere bu yazının içeriğini teyit eden ve olayın perde arkasındaki manevî boyutu derinleştiren bir röportaj sunmak istiyorum. Röportajımı Eş-Şeyh Es-Seyyid Mustafa Yaşar (İşçi) Göletderevî, Nam-ı Diğer Hafız Baba (1930-2020) ile vefatından bir yıl öncesinde yapmıştım. Hafız Baba, Kargı-Çorum’lu olup, Kâdiriyye Tarîkatı Hâlisiyye Şubesi mürşitlerindendir. Evlâd-ı Resûl bir ailenin neslindendir. Kendisi kıraat-ı Seb’a icazeti sahibidir. Hacı Mustafa Hayri Malatyavî’nin (1895-1979) mürididir. Mustafa Hayri, silsile olarak Kadiriyye-Halisiyye mensubu bir şeyhtir. Şimdi röportajın bir kısmını burada Mirat-Haber okuyucularıma sunuyorum:
Resim: Hafıza Baba ve Bendeniz.
Soru: Seküler bilimler, inanmaz vahye keramete. Ancak ilmin terakkisi için bana Kıbrıs’ta yaşadıklarınızı anlatır mısınız?
Hafız Baba: Madem bir ilim insanısın, niyetin halis, madem modernite yoksundur ledünnî ilimden, o halde gafillere anlatıver Kıbrıs’ta yaşadıklarımı.
Soru: Bast-ı zaman ve tayy-ı mekân yoluyla Kıbrıs’a gönderildiğinizi öğrendim? Bana Kıbrıs Barış Harekâtında yaşadıklarınızı anlatır........
