menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gazze’de Ateşkes Var, Garantörler Yok

7 0
latest

Gazze’de Ateşkes Var, Garantörler Yok

Gazze’de ilan edilen ateşkese rağmen İsrail saldırıları durmadı. Bombardımanlar sürüyor, insani yardım tırları engelleniyor, hastaneler ve sivil alanlar hedef alınmaya devam ediyor. Soğuk hava koşullarında bebekler ve çocuklar hayatını kaybederken, ateşkesin garantörü olduğu açıklanan ülkeler ise sahada yok.

Uluslararası anlaşmalarda “garantörlük”, ihlali durdurmak anlamına gelir. Kınama mesajları yayınlamak, “taraflara itidal çağrısı” yapmak garantörlük değildir. Garantör ülke, ateşkes bozulduğunda devreye girer ve ihlalin bir bedeli olacağını gösterir.

Bugün Gazze’de yaşanan tablo, bu sorumluluğun yerine getirilmediğini açıkça ortaya koyuyor. İsrail, saldırılarına devam ediyor çünkü durdurulmuyor. Yardımlar engelleniyor çünkü engellemenin bir karşılığı yok. Siviller ölüyor çünkü ateşkesin fiilî bir koruması bulunmuyor.

ABD, İsrail’in en büyük destekçisi konumunda. Bu nedenle Washington’un garantörlüğü, barışı korumaktan çok İsrail’i koruyan bir kalkan işlevi görüyor. Türkiye, Mısır ve Katar ise siyasi ve diplomatik maliyetleri göze almadan süreci yönetmeye çalışıyor. Bu da garantörlüğü etkisiz hale getiriyor.

Ortaya çıkan gerçek nettir: Gazze’de sorun ateşkesin olmaması değil, ihlallerin cezasız kalmasıdır. Eğer garantör ülkeler saldırıları durduramıyor, yardımı ulaştıramıyor ve sivilleri koruyamıyorsa, ortada işleyen bir ateşkes değil, yalnızca kâğıt üzerinde bir anlaşma vardır.

Gazze’de bugün barış değil, sessizliğin koruduğu bir zulüm hüküm sürmektedir.

Gazze Ateşkesi ve Sessiz Garantörler: Sorumluluk Kimin?

Gazze’de ilan edilen ateşkese rağmen İsrail saldırıları sürüyor. Bombardımanlar devam ediyor, insani yardım konvoyları engelleniyor, hastaneler ve sivil yaşam alanları hedef olmaya devam ediyor. Zorlu kış şartları altında bebekler ve çocuklar hayatını kaybederken, ateşkes anlaşmasının “garantör” olarak ilan edilen ülkeleri ise somut bir adım atmıyor.

Bu tablo, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Garantör ülkeler ne işe yarar ve bugün bu sorumluluk neden yerine getirilmiyor?

Garantörlük Ne Anlama Gelir?

Uluslararası anlaşmalarda “garantörlük”, taraflardan birinin anlaşmayı ihlal etmesi durumunda devreye girerek ihlali durdurmayı, sivilleri korumayı ve sürecin işlemesini sağlamayı ifade eder. Bu rol; açıklama yapmak, endişe bildirmek ya da tarafları “itidale çağırmak” ile sınırlı değildir. Aksine, gerektiğinde diplomatik, siyasi ve hatta caydırıcı araçların kullanılmasını gerektirir.

Gazze ateşkesi bağlamında bu sorumluluk;

-İsrail’in saldırılarını durduracak baskının kurulmasını,

-İnsani yardımın kesintisiz biçimde bölgeye ulaşmasının sağlanmasını,

-Ateşkes ihlallerinin açık biçimde kayıt altına alınıp cezalandırılmasını zorunlu kılmaktadır.

Peki Neden Yapılmıyor?

Analistler, garantör ülkelerin etkisizliğini siyasi gerçekliklerle açıklıyor.

ABD, İsrail’in en büyük askerî ve diplomatik destekçisi konumunda. Bu nedenle Washington’un, İsrail’e karşı gerçek bir baskı uygulaması beklenmiyor. ABD’nin garantörlüğü, sahada barışı korumaktan çok İsrail’i uluslararası tepkilerden koruyan bir kalkan işlevi görüyor.

Türkiye, sert söylemlerine rağmen Batı ittifakıyla yaşanabilecek daha büyük siyasi ve ekonomik maliyetlerden çekiniyor. Tepki gösteriyor ancak süreci zorlayacak adımlardan kaçınıyor.

Mısır, Gazze krizini insani bir mesele kadar bir güvenlik riski olarak değerlendiriyor. Refah Kapısı ve sınır güvenliği, Kahire’nin öncelik listesinde ilk sırada yer alıyor.

Katar ise arabulucu rolüyle öne çıkıyor; ancak bu rol, yaptırım gücü kullanmasını sınırlıyor. Sertleştiği anda diplomatik etkisini kaybetme riskiyle karşı karşıya.

Bugün Gazze’de yaşanan sorun, ateşkesin kâğıt üzerinde kalmasıdır. İhlallerin cezasız kalması, saldırıların devamını teşvik ediyor. İsrail, her bombardımanın ardından yalnızca “kınama” ile karşılaşacağını bildiği için durmuyor.

Bu noktada garantör ülkelerin varlığı, barışı koruyan bir mekanizma olmaktan çıkıp, süreci oyalayan diplomatik bir etikete dönüşmüş durumda.

Eğer garantör ülkeler;

-Bombardımanları durduramıyor,

-Yardım konvoylarını Gazze’ye ulaştıramıyor,

-Sivilleri ve çocukları koruyamıyorsa,

ortada işleyen bir ateşkes değil, yalnızca işlevsiz bir anlaşma vardır.

Gazze’de yaşananlar artık bir diplomasi meselesi olmaktan çıkmış, açık bir insanlık ve sorumluluk sınavına dönüşmüştür. Bu sınavda sessiz kalanlar da tarihin not defterine kaydedilmektedir.


© Mir'at Haber