menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ODATV’NİN KARL MARX’IN GAYRİ MEŞRU ÇOCUĞUYLA İLGİLİ “SUİZAN” İFTİRASINA İLMÎ CEVABIM: “YALAN” DEĞİL BELGE; UYDURMA DEĞİL TARİHÎ HAKİKAT (I)

23 0
03.09.2026

ODATV’NİN KARL MARX’IN GAYRİ MEŞRU ÇOCUĞUYLA İLGİLİ “SUİZAN” İFTİRASINA İLMÎ CEVABIM: “YALAN” DEĞİL BELGE; UYDURMA DEĞİL TARİHÎ HAKİKAT (I)

Mirat Haber’de kaleme aldığımız “Devrimci Teorilerin Gölgesinde Ahlâkî İflas: Marx ve Troçki’nin Mahrem Trajedisi” başlıklı makalemiz ve Paradigma Yayınları’ndan çıkan “İslâm Coğrafyasının Dışındaki Toplumlarda Çok Eşli Ünlü Erkekler” isimli sosyolojik çalışmamız, anlaşılan o ki yerleşik ideolojik konfor alanlarını fazlasıyla sarsmıştır.

https://www.odatv.com/ozel/yuz-yillik-antikomunist-ezber-hala-yasiyor-karl-marksin-yatak-odasi-bunu-yazan-bir-profesor-ustelik-120161018, (01.09.2026)

Odatv’de Sayın Cemile Y. Çetin imzasıyla yayımlanan eleştiri yazısı, ne yazık ki ilmî bir tahlil sunmak yerine, akademik birikimimizi hedef alan vahim bir “suizan” ve “yalan/uydurma iddia” ithamına sığınmıştır.

https://www.odatv.com/ozel/yuz-yillik-antikomunist-ezber-hala-yasiyor-karl-marksin-yatak-odasi-bunu-yazan-bir-profesor-ustelik-120161018, (01-02.09.2026)

Önce yazımdan neden rahatsız olmuşlardır konusuna kısa cevap vereyim. Bunun arkasında birkaç temel psikolojik ve ideolojik sebep yatar:

İdeolojik Tabuların ve Kişi Kültünün Sarsılması: Sol/Marksist çevreler veya seküler dünya görüşüne sahip okuyucular için Marx ve/ya Troçki gibi isimler, yalnızca birer teorisyen değil, birer “seküler aziz” mertebesindedir. Onların mahrem hayatlarındaki güç suiistimallerini, sömürüyü veya sadakatsizlikleri tarihî belgelerle ortaya koymak, bu isimlerin etrafında örülen idealize edilmiş imajı zedeler. Doğal olarak ilk tepki savunma ve rahatsızlık olur.

Oryantalist Çifte Standardın Yüzleşme Sancısı: Yıllardır Batı merkezli paradigmalar üzerinden İslâm toplumlarına ve aile yapısına yöneltilen eleştirilere alışkın olan bir kesim, Batılı ikonların ve siyasî figürlerin “fiilî çok eşlilik/beraberlik” ve “sorumluluktan kaçış” pratiğiyle yüzleştirilmesinden rahatsız olur. Kendi ahlâkî çelişkileriyle yüzleşmek her zaman sancılıdır.

Geçiştirme (İndirgeme) Eğilimi: Memnun olmayanlar, genellikle “Bunlar bireysel hatalardır, teorinin büyüklüğünü zedelemez” veya “Tarihî şahsiyetleri özel hayatlarıyla yargılayamazsınız” argümanına sığınır. Oysa bizim yazımızda vurguladığınız şey, basit bir magazin detayı değil; nefis terbiyesinden ve ilâhî sınırlardan mahrum bir sistemin, en iddialı kurucularında bile nasıl bir ahlâkî çöküşe yol açtığıdır. Yani rahatsızlık, eleştirinin bireyi aşıp sistemin/ideolojinin kuramsal temeline ulaşmasından kaynaklanır.

Zaten fikir hayatında polemik oluşturmayan, ezber bozmayan ve konfor alanlarını sarsmayan yazılar iz bırakmaz. Yazımızın tepki çekmesi, ele aldığımız tezin ne kadar canlı, sarsıcı ve maksada uygun olduğunu teyit ediyor. Yazarın, şahsımızı “zan üzerine kesin hüküm vermekle” ve hatta Kur’ân âyetlerini araçsallaştırarak, İslâmî ilkelere aykırı hareket etmekle suçlayan iddialarına, şimdi bir bilim insanı sorumluluğuyla cevap vereyim:

1. “Suizan” Değil Belge: Okunmamış Bir Kitabın Gölgesi

Odatv yazarının en temel........

© Mir'at Haber