Unutulan haramlardan biri: Müslüman esiri ölüme terk etmek (1)
İsrail’e karşı direnen ve Mescid-i Aksa’yı müdafaa etmeye çalışan Filistinli Müslümanların bir kısmı, Siyonistlere esir düştü. Siyonistlerin işkencehanelerindeki esirlerin çektikleri çileler, reva görüldükleri muameleler, yaşadığımız topraklarda yeteri kadar anlaşılamamış olmalı ki Aksa Tufanı’nın “Filistinli esirleri kurtarmak amacıyla düzenlenen bir takas operasyonu” olarak tasarlandığı hususu üzerinde yeteri kadar durulmadı. Yetmiş beş binin üzerinde Gazzelinin, esir düşenlerimizi kurtarmak için canını feda edişinin, Filistinli esirlerin ölümden daha ağır koşullar altında tutulduğunu bize anlatması beklenirdi. Gazzelilerin kahredici muhasaraya rağmen İslam’ın bu esirlerle ilgili kendilerine yüklediği vecibeyi yerine getirmeye çalıştıklarını anlamamız gerekirdi. Ulemanın, esirleri kurtarmanın keyfi bir davranış mı yoksa dini bir vecibe mi olduğunu bize anlatması umulurdu. Ancak böyle olmadı. 31 Mart 2026 tarihinde İsrail, 9500 Filistinli esiri idam ederek katledeceğini ilan ettiğinde şer’î olarak bu esirleri kurtarmanın hükmünü hatırlama(t)mak lüzumu doğdu. Bir Müslüman’ın -hele de bir Müslüman kadının- küffar elinde esarette bulundurulmasının tüm Müslümanlara hakaret olduğunun gençlerimize anlatılması gerekiyordu. Bu meselenin ehemmiyetinden dolayı öfkenin kabarması, kıyametin kopması ve İsrail üzerine bir tufanın çökmesi gerekiyordu. Yine beklenen oldu. Çünkü bir esiri kurtarmanın şer’î yükümlülüğü hiç konuşulmadı. Herkes 5G nimetini ve yapay zekânın marifetlerini konuşurken, Kach Terör örgütü mensubu Ben-Gvir’un öncülüğündeki Siyonistler, soykırımda ittifak etti.
Bu yazıda, İsrail işkencehanelerinde alıkonulan “Filistinli esirler” ve onlar hakkında çıkarılan katliam (idam) kararının dünyadaki diğer Müslümanlara yüklediği şer’î ödev ve sorumluluklar ele alınacaktır.
Mekke’de Esir Olur mu? Savaş Olmadı ki!
Kur’an’da ve hadislerde elimizdeki esirlere iyi davranmak, yediğimizden yedirmek, çocuğu........
