menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Beşikteki bebeği kim çaldı?

24 0
11.05.2026

Bilenler bilir, Yeşilçam’ın ilk dönem filmlerinden birisinin adı Boş Beşik’tir. Fatma Girik’in başrolde oynadığı film, çocuk sahibi olma konusu ile ilgili bir senaryoyu içeriyordu. Film; hasretle bekledikleri uzun yılların ardından çocukları olan Yörük bir ailenin beşikteki bebeğinin, göç yolunda ilerlerken kervana musallat olan bir kartal tarafından bir anlık gafletten yararlanıp çalınmasını ve annenin kartal ile giriştiği mücadelesini anlatıyordu.

Bugün dünya kamuoyu da, her ne kadar Yeşilçam’ınkini olmasa da, bir nevi boş beşiği konuşuyor. Siyasetçiler, akademisyenler, analistler boş olduğunu tespit ettikten sonra beşiğin niçin boşaldığını, kim ya da kimler tarafından boşaltıldığını ve yeniden dolup dolmamasının ihtimallerini son yıllarda artan bir şekilde gündemine almış durumda.

Herkes bir şeyler söylüyor. Herkes sürece dair kendi penceresinden birtakım önermeler getiriyor. Hükümetler medya kampanyaları ve ekonomik teşvikler veriyor. Ama alınan önlemler sayesinde azalacağı vehmedilen beşikteki boşluk her geçen gün daha da büyüyor!

Yani evdeki hesap çarşıya uymuyor. Aslında Güney Kore örneği bu konuda sıklıkla başvurulan bir örnek. Görülmektedir ki, ekonomik teşvikler tek başına yeterli olmuyor.

Rakamlar ve veriler zaten bunun yeterli olmayacağını ispatlıyor. Makro perpspektifle dünya geneli fotoğrafa bakıldığında Kuzey ile Güney arasındaki fark oldukça dramatik bir noktaya ulaşmış durumda.

Kuzeye baktığımızda; Avrupa, Doğu Asya ve kısmen Kuzey Amerika’da yer alan ülkelerin düşük doğurganlıkla, yaşlanan nüfusla ve azalan işgücüyle boğuştuğunu görüyoruz.

Peki bu ülkeler fakir ülkeler mi? Kıtlık, savaş, yetersiz........

© Milli Gazete