“Mesul/Sorumlu Olduğun Şeyle Meşgul Ol” (Hz. Ali R.A.)
Hikmet dolu bu cümlenin; “ilim şehrinin kapısı” Hz. Ali’ye (R.A.) ait olduğu söylenir. Sorumlu olduğumuz şeyleri Hayat Kitabı’mız Kur’an’dan öğreniyoruz; özetle “kulluk” görevlerimizden sorumluyuz. Yüce Rabbimiz’in rızasına/iradesine/emir ve yasaklarına uygun özetle Resulullah’ın (S.A.V) örneklik ve rehberliğinde bir hayat sözümüz/ borcumuz var. (Fatiha/5, Bakara/30, Araf/172, Nahl/36, Ahzab/72, Zariyat/56, Yasin/60-61)
“İki nimet vardır ki, insanların çoğu, kıymetini bilmekten gafildir; sağlık ve boş vakit.” “İki günü birbirine eşit olan ziyandadır…” (S.A.V.)
“Malayaniyi/faydasız şeyleri terk etmek, kişinin dininin güzelliğindendir.” (S.A.V.)
Dünyada “kulluk” görevlerimizden (ilim, iman, salih ameller...) sorumluluklarımız var; bu, Allah’ın (C.C.) emirlerine/rızasına uygun bir hayat sorumluluğudur. Bu “kulluk” bilinci ile yaşamak, bütün zamanlarını israf etmemeyi, değerlendirmeyi gerektirir. Paramızı, yerinde ve ölçüsünde harcadığımız gibi, zamanımızı da/vaktimizi de verdiğimizde kazanmalıyız; israf ve zarar etmemeliyiz.
Bir günümüzün/24 saatimizin, uyku hariç kaç saatini faydalı işlerle, kaç saatini israfla/zararla geçiriyoruz? En çok neye rağbet ediyor, ne ile meşgul oluyoruz? Gün sonunda, kârda mı, yoksa zararda mıyız? Muhasebeye ihtiyacımız yok mu?
Kulaklarımız, gözlerimiz; ilahi mesajlara mı, yoksa beşeri mesajlara mı daha çok açık?
MUHASEBE?.. Farzlara/emirlere açık, haramlara/yasaklara kapalı olması gereken........
