Aynı palavra, aynı bahane!
Bizim ve tüm dünyanın gözleri önünde oldu;
Komşumuz Irak, nükleer silah bahanesi ile Haçlı ittifakı tarafından işgal edildi.
Halbuki, nükleer silah gerekçesi tamamen yalan, tamamen palavra idi.
Burada yaşanan tam bir kurt-kuzu hikâyesini andırıyordu; kurdun, suyun yukarısında olmasına karşın, "Neden suyu bulandırıyorsun?" diyerek kuzuyu yemesi gibi, Haçlı İttifakı da Irak'ı aynı palavra bahane ile işgal etti.
Bir ülke, neredeyse haritadan silinmek istendi. Uyduruk, taşeron, payanda örgütlerle ülkenin altı üstüne getirildi. Tüm değerleri ve kıymetleri yağmalandı. Kadınların ırzına geçildi, çocuklar yetim ve öksüz kaldı. Saddam Hüseyin, bir bayram sabahı dünyanın gözleri önünde idam edildi.
Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Türkiye'nin en zor dönenimde, "stratejik müttefikimiz" Amerika'nın ambargo koymasının ardından Türk Silahlı Kuvvetleri'ne omuz veren, füzeleri sırtında taşıyan, uçak yakıtı gibi imkânları sağlayan Muammer Kaddafi, üstelik kendi halkına dünyanın gözleri önünde linç ettirildi! Libya darmadağınık edildi… Libya diye bir ülke var mı şu anda? Hâlâ da ne olacağı belli değil bu ülkenin!
Peki ya bir İslam beldesi olan Afganistan! Afganistan’ın, Yemen’in durumu ortada! "Bir acayip organizasyon!" dolduğu aşikâr olan İkiz Kuleler'e uçak saldırısını bahane eden Amerika, Afganistan'ı işgal etti! 20 yıl boyunca taş üzerinde taş, omuz üzerinde baş bırakmadı! Sonra da uçaklarına atlayıp defolup terk etti, 'enkaz olan' Afganistan'ı!
Peki ya bir İslam beldesi olan, en uzun sınırımız olan kadim komşumuz Suriye! Suriye'de de tıpkı Afganistan gibi, Irak gibi, taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmadı. Milyonlarca Müslüman perişan edildi. Milyonlarca Suriyeli memleketinden, evinden, vatanından başka ülkelere göç etmek zorunda kaldı. Kadim bir medeniyet yok edildi.
İslam dünyası, kan ve gözyaşında boğulmak isteniyor, adeta!
Ve son olarak komşumuz, D-8 üyesi İran... Bombalar, bombalar, bombalamalar... Havadan, karadan, denizden İran halkı üzerine yağan bombalar...
Aynı senaryo bu kez İran üzerinde oynanmakta!
Siyonist+Haçlı ittifakı fevç fevç İran'a saldırıyor!
Uydurma gerekçe aynı; senin nükleer silahın var, o halde sana hayat hakkı tanımayacağız! E ama Ortadoğu'nun çıbanbaşı İsrail'de nükleer silah olmasında bir sakınca görmüyorsun!
Birçok ülkede nükleer silaha okey diyorsun ama söz konusu Müslüman bir ülke olunca; "Hayır, sen nükleer silaha sahip olamazsın!"
Yarın aynı bombalar; Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Kuveyt, Umman ve elbette Türkiye üzerinde yağmayacak mı?
Sıradaki hangi ülke, sahi?
KARANLIK PLANLAR, PAÇAVRA SENARYOLAR!
Bu kadar mı bölge ile ilgili planlar?
Yukarıda zikrettiğimiz tüm gerçeklerin yanında bir terörist ülke olan Amerika’nın yıllardır güney sınırlarımızı da içine alan bir terör devleti kurdurma çabaları… Böl, parçala ve yut taktiği… Bölgede işletilmek istenen ‘devletçikler’ planı… Ağır aksak da olsa, zaman zaman değişiklikler olsa da bu karanlık plan, bu paçavra senaryo hâlen yürürlükte…
Hiçbir zaman unutmamamız gereken, terör devleti, soykırımcı bir organizasyon yapı olan İsrail’in, hiçbir dönem rafa kaldırmadığı Arz-ı Mev’ud (Vadedilmiş Topraklar) planı.
Hatırlayınız lütfen; 1990 yılında İskoçya'da yapılan NATO toplantısında Sovyetlerin dağılmasından sonra yeni düşman olarak İslam'ın ilan edilmesi, Büyük İsrail'i kurma gayesinin tek engeli olarak görüldüğü içindir. ABD önderliğinde yürütülen siyasi, askeri, iktisadi bütün operasyonlar dünyaya Mesih inanışı istikametinde Siyonizm adına bir ayar çekme operasyonundan başka bir şey değildir.
Arz-ı Mev'ud (Vaat Edilmiş Topraklar) üzerinde Büyük İsrail'in kurulması, bunun emniyeti için Afganistan'dan Yemen'e, Endonezya'dan Fas'a kadar bütün İslam coğrafyasının hizaya getirilmesi kutsal bir görevdir(!) Çünkü bu görevin tanrı tarafından verildiğine inanılmaktadır. Thomas Jefferson'un şu beyanı bu inanışın bir delilidir: “Tanrı, İsrail oğullarına tarih boyunca nasıl rehberlik ettiyse, Amerika'nın kurucularına da öyle rehberlik etmiştir.”
An itibarı ile başrolde Sarı Kovboy var ya hani! Hiç şüpheniz olmasın; ABD'yi yöneten ister Bush olsun, ister Hüseyin Obama, ister Trump olsun bu görev asla ve kat’a "hiç değişmez"dir! Böyle biline!
Ve elbette noktayı ve asıl amacı da koyalım;
“Doğu Akdeniz” kapsamında çevrilmeye çalışılan tüm fırıldakların, katakullilerin, oyunların, planların, pusuların, tuzakların temelinde Ortadoğu’nun çıbanbaşı durumunda olan terör devleti İsrail’in olduğu kesin.
Her şey bir bakıma İsrail’in bölgedeki güvenliğini sağlamaya yöneliktir…
Oyun gayet açıktır ve kısa net adı işte tam da budur...
PEKİ ÇARE VAR MI, ÇARE NE?
Müslüman ülkelerin bir araya gelmesi ve her alanda iş birliği yapmasında, çare!
Savunmada, tarımda, ekonomide, kültürde, dış politikada vd. sonuna kadar iş birliği yapmalarında, çare!
Erbakan Hoca, komünizmin çöküşünden sonra Türk cumhuriyetlerine geniş kapsamlı bir ziyaret gerçekleştirdi ve ülke yöneticilerine şunların yapılmasını teklif etti;
* “IMF’den borç almayın!”
* “Moskova’dan sonra şimdi de Amerika’ya teslim olmayın!”
* “İslam ülkeleri olarak bir birlik oluşturalım.”
* “Kendi Birleşmiş Milletler’imizi kuralım."
* "Kendi NATO’muzu kuralım.”
* "Asya Kalkınma Fonu'nu kuralım!"
* "Asya Sosyal Kalkınma Fonu'nu teşkil edelim!"
Bu teklifler ve devamı ilkeler, tüm İslam ülkeleri nezdinde hayata geçirilmiş olsaydı...
Sarı Kovboy, böyle pervasız, böyle küstah, böyle frensiz olabilir miydi?
