menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsan kendi yolunu bulabilir mi?

49 0
31.08.2026

İnsanlık tarihi boyunca insan, kendi varoluşunun anlamını başkasının sözünde aradı. Bilmediği zamanlarda bir rehbere, korktuğunda bir güvenceye, belirsizlik karşısında kesin bir sese ihtiyaç duydu. Bu arayış anlaşılabilir bir insani ihtiyaçtır. İnsan dünyaya hazır bir anlamla gelmez. Ölümün, acının, adaletsizliğin ve geleceğin belirsizliğiyle karşılaşır. Bu nedenle kendisinden daha fazla bildiğine inandığı kişilere yönelir. Fakat burada önemli bir ayrım vardır: Bir insanın başka bir insandan öğrenmeye ihtiyaç duyması ile hayatının nihai anlamını ve ahlaki yönünü başka bir insana teslim etmesi aynı şey değildir.

İnsanın tarihsel gelişimi, bu ayrımın neden önemli olduğunu gösterir. Bir zamanlar doğanın sırları karşısında çaresiz olan insan, zamanla gözlemlemeyi, deney yapmayı ve soru sormayı öğrendi. Dünyayı anlamak için artık yalnızca kendisine sunulan açıklamalarla yetinmedi. Merak etti. Şüphe etti. Yanıldı. Yeniden denedi. Bilginin otoriteden değil, araştırmadan doğabileceğini keşfetti. Bu dönüşüm yalnızca bilimsel bir ilerleme değildi. Aynı zamanda insanın kendisine bakışında meydana gelen büyük bir değişimdi. İnsan, hakikatin pasif alıcısı olmaktan çıkıp onun araştırıcısı olabileceğini fark etti.

Aynı durum ahlak için de geçerlidir. Ahlaki davranabilmek için insanın dışarıdan değişmez ve kusursuz bir örneğe bağımlı olması zorunlu değildir. İnsan başkasının acısını anlayabilir. Empati kurabilir. Adalet duygusunu geliştirebilir. Bir davranışın başkasına verdiği zararı görebilir. Yaşadığı deneyimlerden öğrenebilir. Başkalarının deneyimlerini dinleyebilir. Ahlakın önemli bir bölümü zaten bu karşılaşmalardan doğar. İnsan, başka insanların yüzünde kendi kırılganlığını görür. Başkasının özgürlüğünü tanıdığında kendi özgürlüğünün sınırlarını da kavrar.

Bu nedenle ahlakın kaynağını yalnızca........

© Milat