menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hazzopulo'nun taşlarında eriyen ihtimal

31 0
15.04.2026

Geçen akşam Hazzopulo'nun loş ve asırlık koridorlarından eve doğru yürürken; zihnimde hâlâ kütüphanedeki tahta döşemenin o köhne iniltisi, cebimde ise ağır bir kütle gibi duran o mesaj vardı. Yıllarını bildiğim bir dostumdan geliyordu.

Borges'in Kum Kitabı'ndaki gibi insanın aniden kendi geçmişiyle çarpışmasından, yirmili yaşların öksüz trenlerinden ve nereye varacağı meçhul seyahatlerin isli tortusundan söz ediyordu. "Bir kaybedenin ruhî derinliğini aşırmış gibi hissediyorum" diyordu. Gözlerinin dolduğundan, sürekli çekip giden bir veda adamı olduğundan, o derin melankolinin varoluşunu nasıl esir aldığından dem vuruyordu.

Hüznün mimarisi, dışarıdan bakıldığında insana her zaman ihtişamlı görünür.

Oysa o taşların arasında yürürken, insanın kendi yıkımını kutsamasının ne kadar tehlikeli bir konfor alanı olduğunu düşündüm. Adımlarımı daha da yavaşlattım; Hazzopulo'nun rutubeti neredeyse elle tutulur bir ağırlıkla çökmüştü omuzlarıma. Tam yedinci adımda o ağır kelime zihnimde yankılandı: Tahassür Kapanı. Geriye dönemeyeceğini bildiğin bir geçmişe duyulan özlemin, bugünün eylem gücünü felç etmesi hâli. İnsanın, tamamlanmamış bir hikâyenin yasını tutarken yazabileceği yeni satırları heba etmesi.

Zihnimin bir köşesinde dostumun sesi yankılanmaya devam........

© Milat