Haritanın sessiz tarafı
Haritalara uzaktan baktığımızda ülkeleri görürüz. Sınırlar, denizler, yollar, başkentler...
Yaklaştığımızda ise başka bir manzara belirir.
Bir sınır kapısında bekleyen kamyonun farları. Bir limanda gece boyunca çalışan vinçler. Evine dönmeyi bekleyen bir ailenin kapı önündeki bekleyişi. Diplomatların uzun masalarda seçerek kurduğu cümleler. Bir çocuğun savaş kelimesini öğrenmeden büyüme ihtimali.
Türkiye bugün böyle bir haritanın üzerinde duruyor.
Bugün İstanbul'da üç ülkenin yetkilileri bir araya geliyor. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın savunma işbirliğini konuşacağı stratejik komite toplantısı, yalnızca askerî bir buluşma değil. Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ilk somut adımlarından biri olarak, masada kapasite, birlikte çalışabilirlik, teknoloji ve ortak üretim gibi başlıklar yer alıyor.
Asıl mesele ise buradan sonra başlıyor.
Çünkü Türkiye'nin önündeki değişim, tek bir masanın etrafına sığmayacak kadar geniş.
İçeride terör tehdidinin sona erdirilmesine yönelik süreç ilerliyor. Suriye'de SDG'nin feshedilmesi ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu, Ankara açısından egemenlik ve toprak bütünlüğü bakımından önemli bir eşik. "Tek devlet, tek ordu" anlayışı bu sürecin merkezinde duruyor.
Dışarıda ise Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan aynı masada buluşuyor.
İki ayrı gelişme gibi görünen bu tabloyu yan yana koyduğumuzda, Türkiye'nin önünde yeni bir soru değil, yeni bir sorumluluk alanı beliriyor.
Güvenlik kazanıldığında ne yapılacak?
Çünkü güvenlik kendi başına son durak değildir.
Bir ülke yıllarca sınırlarını korumak, terörü azaltmak ve çevresindeki savaşların etkisini sınırlamak için büyük kaynak harcadığında, tehditlerin azalmasıyla birlikte önünde değerli bir alan açılır.
O alanın adı zamandır.
Zaman, devletler için de servettir.
Doğru kullanılırsa üretime, ticarete ve diplomatik imkânlara dönüşür. Şehirlerin gecelerine yeniden huzur olarak yansır.
Yanlış kullanılırsa yeni gerilimlerin içine savrulur.
Türkiye'nin önümüzdeki dönemdeki asıl sınavı burada yatıyor.
Ankara'nın güvenlik alanında elde ettiği her kazanım, beraberinde yeni beklentiler getiriyor:
Bölgede öngörülebilirlik.
Gündelik hayatta huzur.
Bunların hiçbiri diğerinden bağımsız değil.
Bir sınırın........
