Açık Oturum (536) | Mansur Yavaş ne yapacak? Seçim ne zaman yapılacak?
Son güncelleme: 24 Eylül 2026 -
Açık Oturum (536) | Mansur Yavaş ne yapacak? Seçim ne zaman yapılacak?
24 Eylül 2026 Perşembe
Tercih edilen kaynak olarak ekle
İSTANBUL (Medyascope) – Göksel Göksu’nun konukları Seda Demiralp, Edgar Şar ve Can Kakışım, Mansur Yavaş’ın CHP’den istifa ederek siyasi yoluna bağımsız devam etme kararının cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmasına etkisini ve Yavaş’ın önündeki seçenekleri değerlendirdi.
Edgar Şar: “Mansur Yavaş’ın istifası bir kırılma değil”
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’den istifası için “Bugüne kadarki siyasi çizgisinden kopuş olarak değerlendirilemez” diyen Edgar Şar, Yavaş’ın temel yaklaşımının seçeneklerini açık tutmak olduğunu söyledi:
“Attığı adım herhangi bir konuda bir kırılma değil. Bunu böyle okumanın da hiçbir anlamı yok diye düşünüyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesini de bir kırılma olarak görmüyorum açıkçası. O olabildiğince seçeneklerini açık tutmaya çalışıyor. Bu seçeneklerden bir tanesi siyasetten çekilmek ise 2024 seçimlerinden önce son kez Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olduğunu söylemişti; dolayısıyla ‘Ben zaten böyle demiştim, bir dönem daha yaptım, çekiliyorum’ diyerek siyasetten uzaklaşabilir.”
“Attığı adım herhangi bir konuda bir kırılma değil. Bunu böyle okumanın da hiçbir anlamı yok diye düşünüyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesini de bir kırılma olarak görmüyorum açıkçası. O olabildiğince seçeneklerini açık tutmaya çalışıyor. Bu seçeneklerden bir tanesi siyasetten çekilmek ise 2024 seçimlerinden önce son kez Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olduğunu söylemişti; dolayısıyla ‘Ben zaten böyle demiştim, bir dönem daha yaptım, çekiliyorum’ diyerek siyasetten uzaklaşabilir.”
Yavaş’ın tartışmalı konulara girmekten kaçındığını, CHP’ye mutlak butlan atandığında, CHP Genel Merkezi’ne polis baskını düzenlendiğinde olduğu gibi sadece seçenekleri açık tutmak için gereken, minimum siyasal tutum sergilediğini hatırlatan Edgar Şar, Yavaş’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığı görüşünde:
“Son zamanlarda CHP Genel Merkezi’nin ve sözcüsünün kendisini sıkıştıran ifadeleri karşısında Mansur Yavaş, seçeneklerini açık tutmak için atması gereken adımı attı. Bu, bir hafta, bir ay ya da bir yıl sonra da olabilirdi. Ancak gerekli minimuma dün ulaşıldığı için bu adımı dün atmış oldu. Bildiğimiz, seçeneklerini açık tutan Mansur Yavaş profili. Profilinden bir uzaklaşma görmüyorum. Hâlâ muhalefetin genel adayı olma seçeneğinin kendi kafasında olmadığını düşünmüyorum. Ancak bunu, kamuoyu başka şeyleri tartışırken büyük bir stratejinin son adımı olarak gizlice yürüttüğü şeklinde yorumlamak bana anlamlı gelmiyor.”
“Son zamanlarda CHP Genel Merkezi’nin ve sözcüsünün kendisini sıkıştıran ifadeleri karşısında Mansur Yavaş, seçeneklerini açık tutmak için atması gereken adımı attı. Bu, bir hafta, bir ay ya da bir yıl sonra da olabilirdi. Ancak gerekli minimuma dün ulaşıldığı için bu adımı dün atmış oldu. Bildiğimiz, seçeneklerini açık tutan Mansur Yavaş profili. Profilinden bir uzaklaşma görmüyorum. Hâlâ muhalefetin genel adayı olma seçeneğinin kendi kafasında olmadığını düşünmüyorum. Ancak bunu, kamuoyu başka şeyleri tartışırken büyük bir stratejinin son adımı olarak gizlice yürüttüğü şeklinde yorumlamak bana anlamlı gelmiyor.”
Seda Demiralp: “Asıl mesele seçmenin değişimin mümkün olduğuna inanması”
Seda Demiralp ise Yavaş’ın istifasının tek başına adaylık konusunda bir sinyal niteliği taşımadığını ancak önemli olduğunu söyledi. Böyle yorumların seçmende “alternatifsizlik” duygusunu güçlendirebileceğine dikkat çekti:
“CHP’den ayrılıp henüz YENİ Parti’ye geçmemesinin tek başına güçlü bir sinyal olduğunu düşünmüyorum. Ancak önemli bulduğum başka bir nokta var. İktidarın muhalefetin seçim kazanabilecek adaylarını birer birer bertaraf etmeye ya da oyun dışı bırakmaya çalıştığı doğru ya da yanlış, artık dolaşımda olan bir anlatı. Bu anlatı iki tarafı keskin bir bıçak gibi. Muhalefet seçmenine, seçimde karşı karşıya olduğu tehdidi hatırlatmak için kullanılabilir; ancak aynı zamanda öfkenin yanı sıra etkisizlik, alternatifsizlik ve seçeneksizlik duygusu da yaratabilir. Bu da tehlikeli bir sonuç doğurur.”
“CHP’den ayrılıp henüz YENİ Parti’ye geçmemesinin tek başına güçlü bir sinyal olduğunu düşünmüyorum. Ancak önemli bulduğum başka bir nokta var. İktidarın muhalefetin seçim kazanabilecek adaylarını birer birer bertaraf etmeye ya da oyun dışı bırakmaya çalıştığı doğru ya da yanlış, artık dolaşımda olan bir anlatı. Bu anlatı iki tarafı keskin bir bıçak gibi. Muhalefet seçmenine, seçimde karşı karşıya olduğu tehdidi hatırlatmak için kullanılabilir; ancak aynı zamanda öfkenin yanı sıra etkisizlik, alternatifsizlik ve seçeneksizlik duygusu da yaratabilir. Bu da tehlikeli bir sonuç doğurur.”
Mansur Yavaş’ın istifası için “sürpriz değil” Demiralp, “Yavaş artık muhalefet için bir seçenek değil, cumhurbaşkanı adaylığı ihtimali de ortadan kalktı” şeklindeki yorumların da muhalif seçmen psikolojisi üzerinde yol açacağı etki nedeniyle dikkatle ele alınması gerektiği uyarısında bulundu.
“Şu aşamada Mansur Yavaş’ın istifasının, istifa edip CHP’den YENİ Parti’ye geçmemesinin bir sinyal değeri olduğunu düşünmüyorum. Muhalefet adına bir cumhurbaşkanı adayı ya da YENİ Parti’nin destekleyeceği bir cumhurbaşkanı adayı olmayacağı, bu yarıştan çoktan vazgeçmiş olduğu anlamına geldiğini düşünmüyorum” diyen Demiralp’e göre seçim sürecinde belirleyici olan yalnızca seçmenin iktidardan memnun olup olmaması değil, değişimin mümkün olduğuna ve bunu kimin gerçekleştirebileceğine inanması olduğunu vurguladı:
“Seçmenin şu soruya cevabını izlememiz lazım: Sandık siyasetin sonucunu gerçekten değiştirebilir mi? Değişim olabilir mi? Bu inancın zayıflaması, zaman zaman muhalefetten de duysak bile, siyasi sistemin çok kapalı olduğu inancının yeniden üretilmesi iktidara yarayan bir durum.”
“Seçmenin şu soruya cevabını izlememiz lazım: Sandık siyasetin sonucunu gerçekten değiştirebilir mi? Değişim olabilir mi? Bu inancın zayıflaması, zaman zaman muhalefetten de duysak bile, siyasi sistemin çok kapalı olduğu inancının yeniden üretilmesi iktidara yarayan bir durum.”
“Karamsar seçmen sorunları en sert biçimde çözebileceğini düşündüğü seçeneklere yönelebiliyor”
Demiralp, muhalif seçmenin öfkeli olmasının tek başına siyasi mobilizasyon yaratmayacağını vurguladı:
“Öfke, etkililik duygusuyla birleşmezse patlar, parlar ama bunu çok uzun süre taşıyamazsınız. Sonucu olmayacak bir öfkeyi seçmen taşımak istemeyecektir.”
“Öfke, etkililik duygusuyla birleşmezse patlar, parlar ama bunu çok uzun süre taşıyamazsınız. Sonucu olmayacak bir öfkeyi seçmen taşımak istemeyecektir.”
Bu nedenle seçim atmosferinde umut duygusunun önemine dikkat çeken Demiralp, demokratik seçeneklerin seçmene değişimin mümkün olduğunu gösterebilmesi gerektiğini söyledi. Karamsar seçmenin davranış modelindeki riske dikkat çekti:
“Vatandaşın siyasete olan inancının zayıflaması ve siyasetten duygusal olarak uzaklaşması, yalnızca sandığa gidip gitmemesini değil, oy tercihlerini de etkiliyor. Demokratlar açısından burada zor bir durum var: Olumsuz tabloyu anlatırken seçmene aynı zamanda umut vermek gerekiyor. Çünkü karamsarlık içinde seçmen, en hızlı sonucu alabileceğini ve sorunları en sert biçimde çözebileceğini düşündüğü seçeneklere yönelebiliyor. Dolayısıyla demokratların görevi, tehlikeleri ve kaybedilmekte olanları anlatırken, değişimin hâlâ mümkün olduğunu ve bunun demokratik yollarla gerçekleştirilebileceğini göstermek.”
“Vatandaşın siyasete olan inancının zayıflaması ve siyasetten duygusal olarak uzaklaşması, yalnızca sandığa gidip gitmemesini değil, oy tercihlerini de etkiliyor. Demokratlar açısından burada zor bir durum var: Olumsuz tabloyu anlatırken seçmene aynı zamanda umut vermek gerekiyor. Çünkü karamsarlık içinde seçmen, en hızlı sonucu alabileceğini ve sorunları en sert biçimde çözebileceğini düşündüğü seçeneklere yönelebiliyor. Dolayısıyla demokratların görevi, tehlikeleri ve kaybedilmekte olanları anlatırken, değişimin hâlâ mümkün olduğunu ve bunun demokratik yollarla gerçekleştirilebileceğini göstermek.”
“Seçim zamanlamasında ekonomi ve muhalefetin durumu belirleyici”
Demiralp, seçim zamanlamasında ekonominin önemli bir faktör olacağını belirterek, seçmenin kendisini ekonomik olarak daha rahat hissettiği bir dönemin tercih edilebileceğini söyledi:
“İktidar, vatandaşın ekonomik........
