Şaşkınlığın Felsefesi
Hayatın en büyük yüklerinden biri, dünyanın zihnimizde kurduğumuz düzene uygun işlemesini beklemektir. İnsanı yoran çoğu zaman olaylar değil, olayların gerçekleşmemesi gerektiğine dair beklentileridir. Bundan olsa gerek insan farkında olmadan hayatı bir mahkeme gibi düşünür. Ve bu mahkemede iyiler ödüllendirilecek, kötüler cezalandırılacak, çalışanlar kazanacak, hak edenler yükselecek, emek verenler karşılığını alacaktır.
Fakat hayat böyle işlemez. Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur. Liyakatsizlik yeni değildir. İhanet yeni değildir. Nankörlük yeni değildir. Güç sahiplerinin adaleti kendi lehlerine yorumlaması yeni değildir. İnsanlık tarihi biraz da bu hikâyelerin tarihidir.
Bugün hayatta karşılaştığımız birçok şeyin bizi şaşırtmasının nedeni, onların yaşanmaması gerektiğine inanmamızdır. Bu nedenle şaşkınlık çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, beklenti fazlalığından doğar.
İnsanlık yüzyıllardır kötülüğün neden var olduğunu anlamaya çalışıyor. Oysa hayatın içinde yaşayan insan için daha önemli olan soru bu değildir. Çünkü kötülüğün neden var olduğu sorusu çoğu zaman bizi teorik tartışmalara götürür. Hayat ise teorilerden çok tecrübelerle ilerler. Bu nedenle asıl soru şudur: Kötülüğün varlığı karşısında nasıl ayakta kalacağız?........
