menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İsmet Özel ve Eğitim

15 0
29.09.2026

İsmet Özel seksen iki yaşına girdi. Yaşı vesilesiyle sosyal medyada şiirlerinden, konuşmalarından, eski televizyon programlarından kısa kesitler yeniden dolaşıma girdi. Bir kısmını izledim. Yıllar önce söylenmiş sözleri bugün yeniden dinlerken insanın dikkatini yalnızca söyledikleri değil, söyleyiş biçimi de çekiyor. Çünkü İsmet Özel sadece konuşmuyor; söylediği sözün arkasında duruyor. Hatta bazen sözün arkasında değil, önünde duruyor.

İsmet Özel şairliğiyle savaşan bir adam. Şiiri de konuşması da üslubu da insana bir direnme, karşı koyma, hatta saldırma gücü veriyor. Buradaki saldırı başkasına değil; insanın kendi ezberine, kolay kabullerine, konforlu yalanlarına karşı bir saldırı. Bu yüzden onu okuyan veya dinleyen insan her zaman ikna olmaz ama çoğu zaman rahatsız olur. Özel’in dili insanı bulunduğu yerde rahat bırakmaz. Bazen öfkelendirir, bazen itiraz ettirir fakat nihayetinde insanı kendi zihninin karşısına diker.

Bu sebeple İsmet Özel’in özellikle gençler üzerindeki etkisini yalnızca şairliğiyle açıklamak eksik kalır. Mesele şiirlerini sevmek veya düşüncelerine katılmak da değildir. Burada, bir insanın başka bir insanda kendi hayatını, tercihlerini ve kabullerini yeniden düşünme ihtiyacı doğurması gibi başka bir şey var. Esasında insanın bildiklerine yeni bilgiler eklemekten önce, bildiğini sandığı şeylerle arasına mesafe koyabilmesi; kendisine öğretilenleri tekrar etmekten önce, onların gerçekten kendisine ait olup olmadığını sorabilmesi bir eğitimdir.

Bu bakımdan İsmet Özel’e eğitimci denilebilir. Fakat “eğitimci” sözü de onu anlatmaya yetmiyor. “Sosyal eğitimci” dense hiç olmaz. Böyle kavramlar İsmet Özel’i açıklamaktan çok ehlileştirir. Oysa onun yaptığı ehlileştirmek değil, uyandırmaktır. İnsanı mevcut dünyaya daha iyi uyum sağlayacak hâle getirmek yerine, uyum sağladığı dünyanın ne olduğunu sorgulamaya zorlamaktır. Eğitim insanı yalnızca hayata hazırlıyorsa bir şey eksik kalıyor demektir; insanı, hazırlandığı hayatın nasıl bir hayat olduğunu sormaya da hazırlamalıdır.

İsmet Özel’in kitaplarının adlarına bakmak bile bunu görmeye yeter: Üç Mesele, Zor Zamanda Konuşmak, Taşları Yemek Yasak, Surat Asmak Hakkımız, Tehdit Değil Teklif, Neyi Kaybettiğini Hatırla, Waldo Sen Neden Burada Değilsin?Bunlar yalnızca kitap adı değil sanki. İnsana yöneltilmiş sorular, ihtarlar ve çağrılardır. Mesele edinin, konuşun, hatırlayın, nerede durduğunuza bakın, gerektiğinde surat asın ve size sunulan dünyayı olduğu gibi kabul etmeyin. Özel’in kitaplarında yaptığı şey de büyük ölçüde budur. Okuyucusuna yeni ve rahat bir yer göstermekten çok, onun oturduğu yeri rahatsız eder.

Şiirinde de böyledir. Evet, İsyan‘dan Cinayetler Kitabı‘na, oradan Erbain‘e uzanan şiir dünyasında karşımıza uslu bir şair çıkmaz. Şiir, İsmet Özel’de yalnızca estetik bir uğraş değildir. Hayata müdahaledir. İnsanın dünyadaki yerini yoklayan, onu kendi varlığına çağıran bir müdahale. Belki şiirlerinin genç insanlarda bıraktığı kuvvetin kaynağı da buradan gelir. Okuyucusuna yalnızca güzel dizeler vermiyor; kendisine ait bir hayatı olup olmadığını da sorduruyor.

Üstelik İsmet Özel’in kendi hayatı da düz bir çizgi değildir. Fikrî hayatındaki büyük değişimler bunun en açık göstergesidir. Fakat belki tam da burada üzerinde durulması gereken başka bir şey var. Duruluk. Duruluk, insanın ömrü boyunca aynı şeyleri söylemesi........

© Maarifin Sesi