menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"Peşkeş çekme"yi bilir misiniz?

2 0
thursday

Bazı kelimeler vardır, bugün taşıdıkları anlam geçmişteki anlamlarından çok daha ağırdır. “Peşkeş” bunlardan biri. Bugün bir şeyin “peşkeş çekildiğini” söylediğimizde basitçe verildiğini, bağışlandığını ya da devredildiğini anlatmayız. Sözcüğün içinde haksızlık, uygunsuzluk, çıkar ve başkasına ait olan üzerinde ölçüsüzce tasarruf etme düşüncesi vardır. Oysa kelimenin geçmişine gidildiğinde karşımıza bambaşka bir dünya çıkar.

Peşkeş, Türkçeye Farsçadan geçmiş bir kelime. Farsça okunuşu yaklaşık olarak “pîşkeş”tir. Kelimenin yapısındaki “pîş”, ön, ileri anlamıyla; “keş” ise Farsça “keşiden”, yani çekmek fiiliyle ilişkilidir. Sözcüğün temelinde bir şeyi öne getirmek, önüne koymak, sunmak fikri vardır. Farsça sözlüklerde kelime doğrudan “hediye, armağan, sunulan şey” karşılığında kullanılır. Eski Fars edebiyatında da birisine sunulan armağan anlamıyla örneklerine rastlanır.Örneğin Nizâmi’ni, ünlü Hüsrev-ü Şirin’inde şöyle diyor: “Hazinesinden ona öylesine çok peşkeş sundu ki, hesabını tutmak mümkün değildi.”

Burada ilginç bir dil hikayesi başlar. Bugün kulağımıza son derece olumsuz gelen “peşkeş”, kendi kökünde rüşvet, yağma ya da başkasının malını birilerine dağıtmak anlamına gelmez. Kelimenin ilk anlamı çok daha yalındır: Bir büyüğe, bir makama veya değer verilen bir kişiye sunulan armağan.

Kelime Osmanlı Türkçesine de bu anlamıyla geçti. Hatta Osmanlı devlet teşkilatında “pîşkeş” belirli bir karşılığı olan idari ve törensel bir terime dönüştü. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi bunu açık biçimde “Osmanlı bürokrasisinde üst makama sunulan hediye için kullanılan terim” olarak tanımlar. Padişaha, sadrazama, devlet adamlarına veya şehzadelere daha aşağı makamlardan sunulan hediyelere pîşkeş denirdi.

Üstelik bu kullanım Osmanlı tarihinin oldukça eski dönemlerine kadar gider.

Fatih Sultan Mehmed’in Teşkilat Kanunnamesi’nde pîşkeşten söz edilir. Bu da kelimenin en geç 15. yüzyılda Osmanlı devlet ve saray terminolojisinin bir parçası olduğunu gösterir. Kanuni Sultan Süleyman döneminden itibaren ise cülus, bayram, düğün gibi çeşitli vesilelerle padişaha pîşkeş sunulması giderek yerleşmiş bir gelenek haline geldi. Padişahın huzuruna çıkmak, bir törene katılmak veya belirli bir makam ilişkisini göstermek de hediye sunmanın gerekçeleri arasında olabiliyordu.

Para verilebilirdi. Gümüş eşyalar, değerli taşlarla süslü nesneler, atlar, koşum takımları, kılıçlar, hançerler, ok ve yaylar, kumaşlar, kürkler,........

© Kıbrıs Postası