menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emeksiz hayat…

148 0
26.09.2026

Cevizi kırmadan yiyemezsiniz. Lokmayı yutmak için çiğnemeniz toprağı da ekip biçmeniz gerekir verim almak istiyorsanız. İnsanın evrimi emekle beyin arasındaki tecrübelerin de sonucudur. Emeksiz beyin de gelişmez. O, yani emek sadece hayatta kalmanın değil aynı zamanda erdemli olmanın ve güven içinde yaşamanın da karşılığıdır. Ne zamanki emekle insan arasındaki terazinin ayarı bozulur zincirleme halinde her şey çürümeye, değer kaybetmeye başlar. Büyük bozuluşun miladı da makinaların icadıdır. Sanayi çağı her şeyden evvel emek ve hayat dengesini yerle bir eder. İnsan emekle düşünür. Makinenin duygusu yoktur.

Tüccarlar ve alimler dışındaki hemen herkes emek yoğun bir dünyada yaşıyordu eskiden. Alim ömür harcayarak tüccar risk alarak dolaylı da olsa emeğin içindeydi. Askerler hayatlarını ortaya koyarak emek devşirirken köylüler toprağa bağlı olmadan yaşamda tutunamıyorlardı. Sanayiciler yeni bir buluş yapmıştılar. Küresel ölçekteki köle ticaretini yaygınlaştırarak işlerini yürütme yoluna gittiler. Emeğin fiyatını ayrıca satın aldılar. Mesai kavramını yarattılar. Sanayi çağı öncesi insanın tarihi parlak yıldızlarla dolu değildir belki ama son dört asırdır yaşanan neredeyse bütün acıların temelinde emek sömürüsü var. Kurulan yeni sistemde emek sadece değersiz değil aynı zamanda nefret edilen bir şey oldu. Emek adına ‘devrim’ sevdasına kapılan ideolojiler ise sonunda oligarşik bir şiddet düzeni kurmanın ötesine geçemediler. Göreceli de olsa emeği süsler içinde ödüllendirir gibi gösteren kapitalist sistem ile emeği ezerken söylemi yücelten sosyalist düzen birbirinin türeviydi.

Son otuz yıldır özellikle her şey başa döndü. Dinler, milliyetler, topraklar, kimlikler hatırlandı. Avrupa’da sağın yükselişi denilen gösterge iflas etmiş emek düzeninin karşısında sıkılan yumruklardan ileri........

© Karar