menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Akıl

442 0
03.06.2026

İkiz kardeşlerdi, biri kız, diğeri erkek olduğu halde, sürekli beraber geziyor, sokakta, parkta, hep el ele tutuşarak birlikte yürüyorlardı. O kadar ki, okulda kısa dinlenme saatlerini dahi koridorda el ele tutuşarak geçiriyorlardı. Adeta sevginin ve bağlılığın bu kadarına da pes doğrusu dedirtircesine. Sınıfın ve okulun zeki, parlak ve gelecek vadeden öğrencileri arasında yer aldıkları için, öğretmenleri tarafından da seviliyorlardı, arkadaşları çoğu kez onları kıskanıyor olsalar da.

Ödevlerini genellikle ev ortamında, çoğu kez aile büyüklerini de işin içine katarak, onlardan da yardım ve destek alarak, kimi zaman sohbet tadında, kimi zaman da karşılıklı tartışma havasında yapıyorlardı, daha yararlı ve daha verimli olur düşüncesiyle. Doğrusu böyle yapıyor olmanın yararlarını da görüyorlardı. En çok da, onlar gibi ikiz olan, ama artık büyüdükleri için el ele tutuşup dolaşmayan ve üniversite eğitimleri sebebiyle şehir dışında bulunan ablaları ile ağabeylerinin, kısa süreliğine de olsa evde bulundukları zamanlarda, birlikte ev ödevlerini yapmaktan keyif alıyorlardı.

Ne çok varsıl, ne de çok yoksul, orta halli, sıcak ve samimi bir aile ortamında büyüyorlardı, aile büyüklerinden gördükleri ilgi ve sevgi, onlara can suyu gibi geliyordu adeta. İki kardeş arasında kimi zaman sebepli, sebepsiz tartışma ve sürtüşmeler yaşansa da, hep beraber nazarlık gözüyle bakıyorlardı onlara, fazla uzun etmeden. Zira gereksiz yere uzatılan sürtüşme ve tartışmalarda, anne babanın aile içi ceza ve ödül sistemi giriyordu devreye, hem de ödünsüz bir biçimde, suçlu suçsuz ayırmadan ve dahi hiç kimseyi zinhar kayırmadan.

Ortaokulun son sınıfında okuyorlardı, yakın zamanda liseye başlayacak olmanın tarifi imkânsız heyecanı eşliğinde. Liseye başlamış olmak, onlar için artık büyümek, çocukluktan kurtulmak ve en önemlisi ilk gençlik evresine ayak basmak anlamına geliyordu zira. Karne tatilini çok seviyor ve dört gözle bekliyorlardı, çünkü o zamanlarda şehir dışındaki ablaları ile ağabeyleri de eve gelmiş oluyor, hep beraber hem eğleniyor hem de tatil ödevlerini birlikte yaparak hoşça vakit geçiriyorlardı. Bu zamanlar için, anne babanın aile içi ceza ve ödül sisteminin neredeyse hiç işletilmediği zamanlar dense yeridir. Kelimenin tam anlamıyla bir huzur, sükûn ve güven ortamı.

Bu yıl ilk defa farklı bir tatil ödevi ile karşı karşıya bulunuyorlardı. Akıl, bilim ve din kelimeleri etrafında bir kompozisyon hazırlamaları isteniyordu kendilerinden. Anne, baba, abla ve ağabeyleriyle birlikte oturmuş, bir yandan akşam çaylarını yudumlarken, bir yandan da bu kelimelere dair nasıl bir kompozisyon oluşturabileceklerini tartışıyorlardı, kendi aralarında. Önce abla, akıl üzerine bir değerlendirme yapabilir miyim diye söz istedi aile büyüklerinden.

`İnsan, akıl sahibi bir varlıktır ve esasen insanı, insan yapan da akıl sahibi bir varlık olmasıdır.........

© İnsaniyet