menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Madem öyle biraz ‘müesses nizam’ konuşalım

10 0
03.06.2026

Siyasal tartışmalardan aşina olduğumuz ‘müesses nizam’ kavramı mutlak butlan kararından sonra Özgür Özel’in kullandığı “ya müesses nizam ya demokratik cumhuriyet” sloganıyla bir kez daha gündem oldu, iyi ki de oldu.

Çoğu zaman neyi ifade ettiği açık biçimde tanımlanmadan kullanılan bu kavramın kendisi, taşıdığı tarihsel ve siyasal anlam bakımından önemli ipuçları barındırıyor.

Bu iki kelimenin kökenine dair basit bir aramayla ulaştığım sonucu paylaşayım önce.

“Müesses” kelimesi Arapça te’sîs kökünden gelir ve kurulmuş, tesis edilmiş, yerleşmiş, kurumsallaşmış anlamlarını taşır. “Nizam” ise düzen, intizam, belirli kurallara göre işleyen sistem demek. Bu iki kelime bir araya geldiğinde ortaya çıkan “müesses nizam”, en yalın anlamıyla kurulmuş düzeni, yerleşik sistemi ve kurumsallaşmış yapıyı ifade eder.

Ancak siyasal düşüncede müesses nizam yalnızca devlet kurumlarından veya hükümetlerden ibaret değil. Bir toplumda neyin mümkün neyin imkansız kabul edildiğini, hangi fikirlerin meşru hangilerinin tehlikeli görüldüğünü, hangi kimliklerin tanındığını ve hangilerinin dışlandığını belirleyen görünür ve görünmez güç ilişkilerinin bütünü aslında.

Bu nedenle müesses nizam aynı zamanda bir zihniyet dünyası. Devletin hafızasında, hukukun işleyişinde, eğitim sisteminde, medyada ve gündelik hayatın alışkanlıklarında kendisini yeniden yeniden üretiyor.

Görünmeyenin iktidarı

Bir ülkede hükümetler değişebilir, siyasi aktörler sahneden çekilebilir, partiler kapanabilir hatta anayasalar yenilenebilir.

Generaller emekli olabilir. Saraylar, meclisler ve bürokrasiler el değiştirebilir.

Fakat bütün bunlara rağmen bazı şeyler değişmeden kalır.

İşte buna müesses nizam diyebiliriz.

Müesses nizam bir bina değil, bir kurum değil, bir parti hiç değil.

Müesses nizam bir hafıza. Devletin kendisi hakkında anlattığı hikaye.

Kimlerin bu ülkenin asli unsuru olduğuna, kimlerin makbul yurttaş sayılacağına, hangi taleplerin kabul edilebilir olduğuna ilişkin tarihsel bir kanaat.

Bu nedenle müesses nizamın gerçek gücü anayasalarda da değil, zihinlerde saklı.

Yasaların ve anayasanın demokratiklestirilmesinin ehemmiyetini bilerek söylüyorum bunu.

Egemenliğin yalnızca zorla kurulmadığını biliyoruz. Zor da ziyadesiyle kullanılıyor bu arada elbette…

Bir düzenin en büyük başarısı insanların ona inanmasını sağlaması. İnsanlar yalnızca korktukları için değil, normal kabul ettikleri için itaat........

© İlke TV