menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Son büyük serüvenci

7 0
22.04.2026

Çoğu yerde söylemişimdir. Türkiye Yazıları Dergisi benim için sadece bir dergi değil, bir okuldur. Lise yıllarımda abone olup, takip ettiğim bir dergiydi. Şiirle ilgilenen biri olarak yeni isimler, yeni şairler tanıdım. Onlardan biri de Ahmet Telli’ydi. İlk kez orada okumuştum ‘Su Çürüdü’ kitabındaki bazı şiirlerini. Seksenli yılların başı ve dönemin o barbarlık günlerinde bir umut, bir direniş gibi sarıp sarmalamıştı.

Yıllar sonra, Dersim Şiirleri Antolojisi yaptığım dönemlerde şairin izini sürüyordum. Zafer Çarşısı’nda bulunan Eylül Kitabevi’ni yönetiyordu. Epeyce bir süre içeriye girmeye çekinmiştim. Öylece onu inceledim. Gönlümde büyük olan şair, gözümde de büyümüştü. Sonra toparlayıp yanına gittim, durumu anlattım ve her zamanki sakinliğiyle, “Güzel bir düşünce, kullanabilirsin” demişti. Ahmet Telli ile ilk temasım böyle oldu. 1. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde birlikte şiir okuduk önce ve farklı kentlerde. Samsun, Bursa, İstanbul… Ataşehir’de kaldığı otele bir dolma kalem götürmüştüm. Lamy’nin çeşitli renkleri varmış onda ancak beyazı yokmuş. Bende de beyaz rengi vardı. Ahmet Telli’nin dolma kalem koleksiyonuna girmiş oldu o kalem.

Bugünlerde sosyal medyada epeyce bir gündem oldu rahatsızlığından dolayı. Fotoğraf ve şiirleri paylaşıldı. Ne çok insana dokunmuş. Şiirlerindeki her dizenin samimiyeti ve içtenliği var paylaşılan fotoğraflarda. “Bütün sözcüklerin anasıydı sevda/ hüznü kundaklayıp yatırıyordu yüreğimizin beşiğine/ Sonra bize dönüyordu büyütüp civanlaştırmak;/ kimi ellerde bezgin bir ihtiyara dönse de/ kimi ellerde vuruşkan bir şahan oluyordu/ ve ben sevdayı/ öylece aldım şiirime” Bu dizlerdeki sevdanın şahan haliyle yanında duruyordu insanların ve bakışlarının ardında uğuldayan rüzgara aldırmadan.

Türkiye’nin........

© İlke TV